KATLEDİLİŞİNİN 49.YILINDA VEDAT DEMİRCİOĞLU’NUN KATİLLERİ NEREDE?

Vedat Demircioğlu15 Temmuz 1968’de İstanbul’a gelen 6. Filo’ya karşı protesto eylemleri düzenleyen İTÜ öğrencilerinin kaldığı İTÜ Talebe Yurdu, 17 Temmuz’da sabaha karşı polis tarafından basılır. Baskında birçok öğrenci yaralanırken Türkiye İşçi Partisi TİP üyesi Vedat Demircioğlu polisler tarafından pencereden atılarak ağır yaralanır, bir hafta yoğun bakımda komada kaldıktan sonra 24 Temmuz’da yaşamını yitirir. O dönemde devrimci gençlerin karşısında örgütlenen, devletin ajanlığını yapan, polislere ispiyon eden Milli Türk Talebe Birliği MTTB üyesi ve yöneticisi gençler arasında Abdullah Gül ve şimdiki meclis başkanı İsmail Kahraman da vardır. Ama Yaşar Okuyan da vardı. Recep Tayyip Erdoğan da MTTB’nin tedrisatından geçmiş ve anti-komünizmle yoğrulmuş diğer bir isimdir.



Ahmet Sefa, Ya Da Yazar Olmak...

Ahmet SefaBiliyorum, beni en çok zorlayan bir yazı bu. Sözcüklerin seçiminde, tümcelerin kurulmasında ve acabalarla dolu bir sıkıntıyla, onu -gerektiği gibi- yüreğiyle, insan yanıyla ifade edebilecek miyim kaygusuyla başladığım bir yazı şu ele aldığım. Damıtılmış bir dostluktan bahsedeceğim çünkü, kardeşlikten, yoldaşlıktan bahsedeceğim. Öyle ezbere, mideden sözlerle ucuz ilişkiler üzerine kurulmuş birinden değil; hele yapay, vıcık vıcık düzen kokan, kaygan zeminde kendini kaybeden, egemen bir düzenin gölgesinde kalanlardan değil, naif, emek kokan, toprak kokan bir dil işçisinden bahsedeceğim size. Seçtiği her konuyla, altını çizdiği her örgü, bir yaşamın gerçeği bir de öykünün -yazının- gerçeğiyle alabildiğine yoğrulmuş bir yapıttan, onun yazarından, yani Ahmet Sefa’dan bahsedeceğim size.


Mücadele Somut ve Gerçekçidir

Çok uzağa gitmeye, zorlanmaya gerek yok. Sadece bir kaç gün gazete ve TV haberlerini toplarsak Türkiye halklarının sayısal olarak çoğunluğunun talepleri ortaya çıkıyor.

İŞ: Yüzde yirmileri aşan işsizlik oranını düşürmek için haftalık çalışma saatini ücretleri düşürmeden 35 saate indirmeliyiz. KHK’lerle haksız yere açığa alınan ve atılanların işe geri alınmasını sağlamalıyız.


TKP ADI ETRAFINDA YÜRÜTÜLEN TARTIŞMALAR VE TÜRKİYE DEVRİMİNİN YOLU ÜZERİNE

Türkiye Komünist PartisiTürkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin 11 Haziran 2017 Tarihli Açıklaması

Türkiye kamuoyu bir kaç gündür sözde “TKP” kavgasına şahit oluyor. Söz konusu olan 2014 yılında devletten icazetli resmi SİP-“TKP” ‘nin içinde yaşanan ayrışmadan sonra oluşan iki ayrı partinin çatışmasıdır. KP ve HTKP (Mart 2017’den itibaren sadece açık adını kullanmaya başlamıştır) arasında gelişen, özünde KP güruhunun Eylül 2016’dan itibaren başlattığı entrikalar, kumpaslar ve kalpazanlıkların sonucunda gelinen aşama çatışma noktasıdır. Öncelikle KP güruhunun başından itibaren sürdürdüğü tutumu mahkum ettiğimizi ve işbirlikçi provokatörce bir eylem olduğun konusundaki görüşümüzü belirtmek istiyoruz.


Anjel Açıkgöz Yoldaş Aramızdan Ayrıldı…

Anjel AçıkgözTürkiye Komünist Partisi’nin emektar yoldaşlarından, Dr. Hayk Açıkgöz yoldaşın eşi, Bilen yoldaş ve Nâzım Hikmet yoldaşların politik göçmenlik yoldaşları, Anjel Açıkgöz yoldaş, 17 Haziran 2017 Cumartesi günü sabaha karşı Leipzig'de aramızdan ayrılmıştır. Tüm yoldaşlarının, dost, akraba ve arkadaşlarına baş sağlığı diliyoruz.

Anjel Açıkgöz, 1 Mayıs 1923'te İstanbul'da Anjel Mari Kazancıyan ismiyle doğdu. Samsun kökenli, tütün emekçisi bir Ermeni ailenin çocuğuydu. Ailesi Ermeni Tehciri sırasında Samsun'dan sürülmüş ve geri dönemeyip İstanbul'a yerleşmişti.


İşçi ve Mahalle Meclisleri Kurulmalıdır

Ülke, bir avuç sömürücünün, ezenin, hırsız ve bezirganın çıkarı için krizdedir. Kriz, her gün daha da derinleşiyor. Kaos büyüyor. Halk, kapkaranlık günlerde yaşıyor. Açlığın, yoksulluğun, baskının, şiddetin ve katiamların haddi hesabı yok. Ülkeyi bu hale sokanlar, bir ışıltıdan, bir kıpırtıdan, velhasıl kendi gölgelerinden korkar oldular. Başka şeye benzemez, halkın verdiği korku!


DİSK’i DİSK Yapan

15-16 Haziran, işçi sınıfımızın müca- dele tarihinde anlamlı ve bir o kadar da bugün üzerinde iyice düşünülmesi, dersler çıkarılması gereken önemli bir tarih. O günün iktidarı da bugünkü gibi işçi sınıfının mücadelesini engellemek için elinden geleni ardına koymuyordu.



Demokrasi Cephesi Tarihsel Görevdir

 

Selahattin DEMİRTAŞ

7 Haziran seçimlerinden sonra AKP-MHP Koalisyonu ile başlayan, 15 Temmuz darbe girişiminin ve darbeci güruhun sebep olduğu tahribatlardan da yararlanarak alanını genişleten ‘tek adam rejimi’nin inşa sürecinde, 16 Nisan referandumu önemli bir kilometre taşı oldu. Meşruiyeti olmayan bir sonuç ortaya çıkmasına rağmen, resmi sonuçlara dayanılarak önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı seçimi artık bir ‘tek adam rejimi’nin zirve noktası olarak gerçekleşecektir. 16 Nisan referandumunda kendini “HAYIR” Bloku olarak tarifleyen kesimler, önemli bir tehlike karşısında zımnen ve farklı gerekçelerle bir araya gelmiş, esnek bağları olan ve taktik bir işbirliğini içeren geçici bir cephe olarak tanımlanabilir. 16 Nisan’dan sonra bu cephenin yeni işbirlikleri için ortak hareket edebilmeleri artık asgari ilkelerde uzlaşabilmekle mümkün olabilir.


BAŞKA BİR GEZEGENDE Mİ YAŞIYORUZ?

  1. ANKARA YÜKSEL DİRENİŞİ, Nuriye ile Semih’in tutuklanması ile sonuçlanmadı. Acun Hoca ve Veli ile Semih’in eşi Esra, Veli’nin annesi, Nuriye’nin annesi direnişi sürdürüyorlar. KHK’lar yoluyla haksız olarak işten atılan eğitim emekçilerinin direnişi bu. Nuriye ile Semih ise Cezaevinde Açlık Grevi’nin 100.Gün sınırını aştılar ve kritik aşamada direnmeye devam ediyorlar.



Komünal Yaşam Ve Yerel Yönetim

Kayyıma karşı bir eylemdenKomün yönetimleri veya komün yaşam biçimleri tarihsel süreç içerisinde yaşanmış en güzel meclis yaşam biçimleridirler. Toplumların oluşumundan bu yana gelen komünal yaşam ve komünal bölüşüm paylaşım Paris Komünü dahil insanların mutlu oldukları en güzel yönetim biçimleridirler. İlkel dediğimiz aslında dünyanın oluşumundan bu yana insanların her anlamda eşit özgür yaşadıkları meclislerle yönetilen yaşam biçimleridirler. Demokrasi, gerçek anlamıyla, komünlerde doğmuş ve yaşamıştır. Komünler, yerel toplulukların kendilerine doğrudan demokrasi yöntemiyle yönettiği ve yerel toplulukların gereksinimlerini, yerel halkın organlarınca yerine getirdiği doğrudan demokrasi birimleri olmuştur.


Bin Aydın Ve Bir Kırmızı Fular...

Nuriye ve Semih’in açlık grevinin 100. gününde Kadıköy’de binler eylemde.Söze Hasret Gültekin ile başlamak farz oldu: »Bir insan ömrünü neye vermeli / Para mı, onur mu taş dikenli yol / Ağacın köküne inmek mi yoksa / Çırpınıp duruyor, yaprak dediğin«. Kırmızı fularıyla Ayşe Deniz Karacagil ve niceleri ozanın sorusunu »ne kadar değil, nasıl yaşanmalı« diyerek yanıtladılar. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça gibi açlığa yatanlar, Veli Saçılık gibi, kolunu da verse direnmeye devam edenler, farklı biçimde olsa da, soruya aynı yanıtı veriyorlar: Ağacın köküne inip, onurlarıyla taş dikenli yolda yaprak gibi çırpınarak… Bir başlarına olsa da…


Güç dengelerinde değişim mi? NATO-AB-Türkiye İlişkilerindeki Eğreti Görüngülerin Arka Planına Bir Bakış

Angela MerkelMayıs 2017'de yapılan son NATO ve G7-Zirveleri, ABD Başkanı Trump'a karşı »eski kıtada« büyük bir karşı koyuş görüngüsünü ortaya çıkardı. Burjuva medyası Trump'ı çeşitli sıfatlarla eleştirirken, adını Putin, Erdoğan veya Urban gibi, »despotik yönetici« olarak tanımlanan isimlerle aynı anda sayıyor. Özellikle Trump'un ABD'ne geri döner dönmez, uluslararası iklim antlaşmasından ayrılacağını açıklamasıyla, sadece burjuva medyası değil, Avrupa'daki reformist sol da aynı çentiğe vurmaya başladı. F. Alman şansölyesi Merkel'in zirve görüşmelerinden sonra yaptığı bir açıklamada AB'nin »bağımsız güç politikası« uygulaması gerektiğini vurgulaması, tüm Avrupa'da destek buldu.