Birlik ve Dayanışma Ruhu…

Türkiye, tarihinin en zor ve en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor. Sömürüye, ezilmeye, yoksulluğa, ırkçılığa ve baskıya karşı işçi sınıfının ve halk yığınlarının örgütlü birleşik mücadelesi olmadan bu karanlık dönem aşılamaz.

Bunun için diyoruz ki, gelin hep birlikte buluşalım, konuşalım, tartışalım, el ele verelim, omuz omuza duralım. Ekonomik, demokratik ve politik ortak noktalar etrafında birleşelim. Birliğimizi güçlendirerek dayanışmamızı yükseltelim. Yeni bir ruhla, BİRLİK ve DAYANIŞMA ruhuyla çalışalım.


Suriye ve Rojava Üzerine

Suriye ve Batı Kürdistan (Rojava) üzerine çok yazılıp çizildi ve her gün de yazılmaya devam ediliyor. Gelişmeler kritik bir eşikte. Bir yandan özgürlük mücadelesi veren Kürt halkının kazanımları, diğer yandan ise başta Türkiye olmak üzere, inkarcı ve sömürgeci güçlerin bu kazanımları yok etme stratejisi yürüyor. Özünde çok net olması gereken saflaşmada olağan dışı bir durum söz konusu.


İktidarın Zayıf Halkası Yerel Yönetim Seçimlerini Kazanmaktır

Demokratik ve özgür yerel yöneticilik, demokratik ahlaki kooperatiflere, komünal yaşam ve ekonomi inşasına dayanan yerel yönetim ve belediyecilik anlayışını ifade eder. Bu anlamda demokratik toplumcu yerel yönetim anlayış ve sistemiyle örgütlenir. Yerel yönetimler demokratik özgür yaşamı inşa etmenin temel alanlarından biridir. Onun için demokratik toplumcu örgütlenme çalışmaları ve sisteminin önemli bir alanı olarak ele alınmalıdır. Demokratik, halkın, halkların belediye anlayışında dar grupçu zihniyet ahbap çavuş ilişkileri ile aşiretsel, feodal ilişkilerin olmadığı yerel yönetim anlayışı maalesef HDP’de birinci derecede gözle görülür düzeyde mevcuttur.


Zifiri Karanlıkta Bir Işık Hüzmesi, Kaybolmayan Umutlar ve Yeni Bir Yıl

Bitmez tükenmez saldırganlıkla doğaya karşı açılan hoyratça bir savaş…

Dağları yerinden oynatan, yeşil doğanın tomurcuklandığı sonsuz devinimin en aydın umutlarının  kapkara bir yağmaya dönüştürüldüğü yerinde, özgürlüğün  masmavi sonsuzluğuna  koşmak varken, gökyüzünün ateş yağdırdığı zamanlar da bile kımıltısız boşa giden uyuşuk  yaşamlar… Şafağın ışığını sinsi tuzaklara bağlanıp fark edemeyenler pırıl pırıl bir dünyayı üreterek,  geleceği  bir elmas ışıltısında aydınlattığının farkında değildi…  


PROGRAM TARTIŞMASI III. HAMLEMİZİN TEMEL TAŞIDIR

III. Kadri Erol Yoldaş Komünist Hamlesi

Yoldaşlar;

Partimizin sürmekte olan Program tartışmasını bu yılki III. Hamlemiz ile yeni bir düzeye taşıma amacımızı geçen yazımızda açıklamıştık. I. ve II. Hamlelerimizde ağırlıkla ilişkilerin pekiştirilmesi, basın-yayın alanı ve örgütsel alanda atılan adımlar rol oynamıştı.


“Kürtleri Vurmak”: Bitmeyen Bir Seçim Taktiği (!)

Son günlerde Erdoğan’nın ağzından Türk devleti, Rojava Kürt bölgesine askeri saldırı ve işgali daha sık dillendirilmeye başlandı.

Bir çok yorumcu ve hatta ilerici, demokrat da, Türk devletinin, Rojava’ya saldırıyı yeniden gündemine almasının adını; “ Mart 2019 yerel seçim” taktiğine bağladılar.


ONBEŞLER YOLUMUZU AYDINLATIYOR!

TKP Kurucuları, Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve Yoldaşlarının Katli Üzerine…

Neden Döndüler ve Neden Katledildiler?

Türkiye Komünist Partisi’nin kurucuları, ilk Genel Başkanı Mustafa Suphi ve ilk Genel Sekreteri Ethem Nejat 1921 yılının 28 Ocak’ını 29 Ocak’ına bağlayan gece Kemalist burjuvazinin cellatları tarafından hunharca ve adice Karadeniz’in derin sularında boğdurularak katledildiler. Hunharca katledildiklerini tüm kamuoyu biliyor. Ancak neden “adice” nitelemesini kullandığımızı bu yazıyı okuyunca daha iyi anlayacağız.


Bir Kez Daha Kemalizm Ve Birilerinin Saçmalıkları Üzerine

29 Ekim, 10 Kasım yıl dönümlerinde kimi “sol”cular da koroya katılır Mustafa Kemal hakkında övgü dolu sözlerini sıralarlardı. Kimileri erzaktaki malzemeyi tüketmiş olmalı ki, bugüne dek saçmaladıkları yetmiyormuş gibi yeni uydurma görüşler geliştirmeye başlamışlar. Bu yıl bu modellerin başını çeken devletten icazetli ve destekli resmi “T.K.P.”’nin sözcüsü K. Okuyan oldu. Bakınız neler üretmiş…


SUİKASTININ 100. YILINDA KARL LİEBKNECHT: ESAS DÜŞMAN, KENDİ ÜLKEMİZDEDİR!

Karl LiebknechtHer ne kadar ayırmak kolay olmasa da biz Karl Liebknecht ile hatta onun da bir sözü üzerinden savaş yıllarına gidelim: “Esas düşman kendi ülkemizdedir!” Kimdir bu düşman? Neden 'esas'tır?

İster başkentlerden top sesleri duyulsun, ister uzak diyarlardan sessiz çığlıklar yükselsin, savaş kapıya dayandığı zaman, şovenizme göğüs gerebilecek devrimcilere kolay rastlanmıyor. Hele bir de dünya tarihinin görüp görebileceği belki en vahşi paylaşım savaşının kirli rüzgarları esiyorsa, bunu başarabilenler uzaktan yapayalnız görünüyor.


Belirsizlikler dönemi mi?

Bir yürüyüş ve mitingden görüntüler

Emperyalist güçler arasındaki ihtilaflar üzerine

1989/1990 karşı devrimi ile reel sosyalizmin yenilgiye uğratılmasından sonra »tarihin sonu geldi« demagojisi yaygınlaştırılmıştı. Kapitalizmin güya iç çelişkilerini nihaî olarak çözdüğü ve istikrarlı, stabil bir gelişme yoluna girdiği iddia ediliyordu.



İTALYA FAŞİZME GİDERKEN: GRAMSCİ, LENİN, KOMİNTERN

Antonio Gramsciİtalyan devrimci Antonio Gramsci'nin 128. doğum gününde onun aktif siyasi mücadelesinin kritik bir dönemini mercek altına aldık.

Birinci Dünya Savaşı sonrası İtalya diğer tüm Avrupa ülkeleri gibi buhranlı bir döneme girdi. Bir yandan ekonomik zorluklar, işsizlik, savaş travmaları öte yandan siyasi belirsizlik ve “faşizm” adını alacak radikal milliyetçi grupların yükselişi ülkede devrimcilerin cesur adımlar atması gerekliliğini zorunlu kılıyordu.



Bir Dik Duruşun Hikâyesi Federico Garcia Lorca

Federico Garcia Lorcaİspanyol şair ve tiyatro yazarı Federico Garcia Lorca  5 Haziran 1898 ‘de Granada’nın  Vega  ovasında bulunan Fuente Vaqueros  kasabasında doğdu.  

İçe kapanık bir çocukluk dönemi geçirmesine rağmen, aile yaşam renkliydi. Dedesi tam bir Victor Hugo hayranıydı. Amcalarından biri müzisyendi. Bir diğeri şair. Yaşadığı ortam ve aile onun çalışmalarına yansımıştır. Onun yaşamı organik türden bir yaşamdı. İspanyol Halk balladı, dadısından duyduğu bu şarkılarla büyümüştü. Ve Çingene öyküleri dinlerdi. Kişiliği onların özgürlükçü doğasından da bir şeyler kaparak biçimlenmişti.