Politika

Politika kategorisi

15 Temmuz, Anayasa Referandumu, Adalet Yürüyüş ve Mitingi Ardından Durum Ve, Biz Ne Yapıyoruz?

 Türkiye 1920 yılından bugüne yüzlerce bu tür olaylar ve süreçler yaşadı. O anlamda bakılırsa durum değerlendirmesi yaparken bir bütün olarak doksan yedi yıllık tarihi bir on iki aylık döneme sıkıştırıp değerlendirmek pek de doğru gelmeyebilir. Onun için bu son on iki aylık süreci tarif ederken, doksan yedi yıl ile bağını da kurmak gerekmektedir.



KATLEDİLİŞİNİN 49.YILINDA VEDAT DEMİRCİOĞLU’NUN KATİLLERİ NEREDE?

Vedat Demircioğlu15 Temmuz 1968’de İstanbul’a gelen 6. Filo’ya karşı protesto eylemleri düzenleyen İTÜ öğrencilerinin kaldığı İTÜ Talebe Yurdu, 17 Temmuz’da sabaha karşı polis tarafından basılır. Baskında birçok öğrenci yaralanırken Türkiye İşçi Partisi TİP üyesi Vedat Demircioğlu polisler tarafından pencereden atılarak ağır yaralanır, bir hafta yoğun bakımda komada kaldıktan sonra 24 Temmuz’da yaşamını yitirir. O dönemde devrimci gençlerin karşısında örgütlenen, devletin ajanlığını yapan, polislere ispiyon eden Milli Türk Talebe Birliği MTTB üyesi ve yöneticisi gençler arasında Abdullah Gül ve şimdiki meclis başkanı İsmail Kahraman da vardır. Ama Yaşar Okuyan da vardı. Recep Tayyip Erdoğan da MTTB’nin tedrisatından geçmiş ve anti-komünizmle yoğrulmuş diğer bir isimdir.



TKP ADI ETRAFINDA YÜRÜTÜLEN TARTIŞMALAR VE TÜRKİYE DEVRİMİNİN YOLU ÜZERİNE

Türkiye Komünist PartisiTürkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin 11 Haziran 2017 Tarihli Açıklaması

Türkiye kamuoyu bir kaç gündür sözde “TKP” kavgasına şahit oluyor. Söz konusu olan 2014 yılında devletten icazetli resmi SİP-“TKP” ‘nin içinde yaşanan ayrışmadan sonra oluşan iki ayrı partinin çatışmasıdır. KP ve HTKP (Mart 2017’den itibaren sadece açık adını kullanmaya başlamıştır) arasında gelişen, özünde KP güruhunun Eylül 2016’dan itibaren başlattığı entrikalar, kumpaslar ve kalpazanlıkların sonucunda gelinen aşama çatışma noktasıdır. Öncelikle KP güruhunun başından itibaren sürdürdüğü tutumu mahkum ettiğimizi ve işbirlikçi provokatörce bir eylem olduğun konusundaki görüşümüzü belirtmek istiyoruz.


Demokrasi Cephesi Tarihsel Görevdir

 

Selahattin DEMİRTAŞ

7 Haziran seçimlerinden sonra AKP-MHP Koalisyonu ile başlayan, 15 Temmuz darbe girişiminin ve darbeci güruhun sebep olduğu tahribatlardan da yararlanarak alanını genişleten ‘tek adam rejimi’nin inşa sürecinde, 16 Nisan referandumu önemli bir kilometre taşı oldu. Meşruiyeti olmayan bir sonuç ortaya çıkmasına rağmen, resmi sonuçlara dayanılarak önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı seçimi artık bir ‘tek adam rejimi’nin zirve noktası olarak gerçekleşecektir. 16 Nisan referandumunda kendini “HAYIR” Bloku olarak tarifleyen kesimler, önemli bir tehlike karşısında zımnen ve farklı gerekçelerle bir araya gelmiş, esnek bağları olan ve taktik bir işbirliğini içeren geçici bir cephe olarak tanımlanabilir. 16 Nisan’dan sonra bu cephenin yeni işbirlikleri için ortak hareket edebilmeleri artık asgari ilkelerde uzlaşabilmekle mümkün olabilir.


BAŞKA BİR GEZEGENDE Mİ YAŞIYORUZ?

  1. ANKARA YÜKSEL DİRENİŞİ, Nuriye ile Semih’in tutuklanması ile sonuçlanmadı. Acun Hoca ve Veli ile Semih’in eşi Esra, Veli’nin annesi, Nuriye’nin annesi direnişi sürdürüyorlar. KHK’lar yoluyla haksız olarak işten atılan eğitim emekçilerinin direnişi bu. Nuriye ile Semih ise Cezaevinde Açlık Grevi’nin 100.Gün sınırını aştılar ve kritik aşamada direnmeye devam ediyorlar.



Komünal Yaşam Ve Yerel Yönetim

Kayyıma karşı bir eylemdenKomün yönetimleri veya komün yaşam biçimleri tarihsel süreç içerisinde yaşanmış en güzel meclis yaşam biçimleridirler. Toplumların oluşumundan bu yana gelen komünal yaşam ve komünal bölüşüm paylaşım Paris Komünü dahil insanların mutlu oldukları en güzel yönetim biçimleridirler. İlkel dediğimiz aslında dünyanın oluşumundan bu yana insanların her anlamda eşit özgür yaşadıkları meclislerle yönetilen yaşam biçimleridirler. Demokrasi, gerçek anlamıyla, komünlerde doğmuş ve yaşamıştır. Komünler, yerel toplulukların kendilerine doğrudan demokrasi yöntemiyle yönettiği ve yerel toplulukların gereksinimlerini, yerel halkın organlarınca yerine getirdiği doğrudan demokrasi birimleri olmuştur.


Bin Aydın Ve Bir Kırmızı Fular...

Nuriye ve Semih’in açlık grevinin 100. gününde Kadıköy’de binler eylemde.Söze Hasret Gültekin ile başlamak farz oldu: »Bir insan ömrünü neye vermeli / Para mı, onur mu taş dikenli yol / Ağacın köküne inmek mi yoksa / Çırpınıp duruyor, yaprak dediğin«. Kırmızı fularıyla Ayşe Deniz Karacagil ve niceleri ozanın sorusunu »ne kadar değil, nasıl yaşanmalı« diyerek yanıtladılar. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça gibi açlığa yatanlar, Veli Saçılık gibi, kolunu da verse direnmeye devam edenler, farklı biçimde olsa da, soruya aynı yanıtı veriyorlar: Ağacın köküne inip, onurlarıyla taş dikenli yolda yaprak gibi çırpınarak… Bir başlarına olsa da…