Ahmet ÇAVLI

1 Mayıs ve seçimde HDP’nin desteklenmesi

Kürt halkı Mart ve Nisan aylarını ayakta geçidi. 8 Mart Emekçi Kadınların Direniş Günü, Özgürlük ve Devrim Şehitleri Haftası, 21 Mart Amed Newroz’u ve öncesinde bir hafta boyunca Kürdistan şehirlerinde düzenlenen Newroz etkinlikleri, 4 Nisan Halfeti ve Amara kutlama şöleni... Ardından bu coşkunun tümü, 1 Mayıs İşçi Sınıfı ve Emekçi’lerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ne aktı.


Demokratik Belediyecilik ve Halktan Biri Olmak

Belediye seçimlerinin üzerinden tam bir yıl geçti. Yerel yönetimlerde bir yıldan fazla iktidarız. Aslında Kürdistan’da 20 yıldır hedefimiz olan demokratik belediyelerde yönetimdeyiz. Başarılı olup olmadığımıza halklarımız karar verecektir. Şunu hemen belirtmek zorundayız. Acaba başarılı olduk mu, yoksa CHP ve AKP belediyelerinde olduğu gibi kapitalist modernist bir anlayışıyla mı hareket edilmektedir. Değilse, komünal demokrasi anlayışıyla mı yönetilmektedir.


Toplumların Mücadelesi ile Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da GÜNEŞLİ DÜNYA...

Dünyanın oluşumundan bu yana insanlık tarihi mücadelelere tanıklık etmiştir. Bu mücadaleler sınıf savaşımı, sosyal, ulusal kurtuluş mücadelesine tanıklık ederek gelişim göstermiş halen de devam etmektedir. Dünyamız var oldukça bireysel, toplumsal, sınıfsal, ulusal, kimliksel her anlamda hak arama devam edecektir. Dünyanın ilk oluşumunda komünal topluma geçişle birlikte mücadale devam ederek günümüze gelmiştir.


Devlet, Faşizm, AKP Politikaları ve Demokratik Halk Cephesi

Faşizm, finans kapitalin en gerici, en şoven, en emperyalist unsurlarının açık diktatörlüğüdür. Sınıflar üstü bir uygulama veya yönetim biçimi değildir. O, emperyalizm döneminde ortaya çıkan bir devlet biçimidir. Emperyalizm, kapitalizmin tekelci aşamasıdır. Emperyalizm hem dış hem de iç siyasette demokrasiyi yıkmak, gericiliği pekiştirmek için çaba harcar. Bu anlamda emperyalizm su götürmez bir biçimde genel olarak halkların geleceğinin, bütün demokrasinin inkârıdır.


Türkiye Sol Hareketi ve Kürt Sorunu

Çok önemli konular olmasına rağmen şimdiye kadar, “sol” parti veya “Kürt” partileri adını kullananlar ülke koşullarını politik ideolojik anlamda somut şartların somut tahlilini iyi yapmamışlardır, Avrupa’da örgütlenmişler, oturmuşlar, kafalarının içinde hayali devrim yapmışlar, arkasında koşmuşlardır. Bu tip örgütlerin sadece laf olsun diye “devrim” ve “devrimci” nitelemelerini kullandıkları artık ortaya çıkmıştır.


Kobanê Zaferi ve Fabrikaların Kobanêleşmesi...

20.nci yüzyılın en büyük olayı, Lenin’in öncülüğünde halklar hapishanesi olan Rusya’da Ekim Devrimi’nin olmasıdır, halkların yaşadığı esaretten, hapishaneden kurtulmaları, barış içinde bir arada savaşsız sömürüsüz özgür demokratik bir şekilde Sovyetler’de yaşamalarıdır. Sovyetik sistemde kendilerini idare etmeleri kendi kendilerini yerelde yönetmeleridir. Sağlık, eğitim, ulaşım vs. gibi konularda teknolojik açıdan kapitalist ülkelerle yarışmaları, hatta onları geçmesiydi.


Kürt Sorununun çözümü üzerine sesli düşünceler...

Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesiyle egemen devletler Kürtlerin en ufak istemlerini ya hiç kabul etmediler ya da tamamen jenositten geçirdiler, imha ettiler. Her ne kadar, tek tük yurtsever Kürt şahsiyetleri ülke dışına çıktılarsa da onlara kendi halkını savunma haklarını vermediler, bu yurtsever insanlar aydınlar, güzelim ülkelerini terketmek zorunda bırakıldılar, susturuldular. Kamuran Bedrettinler, Seyit Rızalar, Ali Şerler, Şeyh Saitler, Kadı Muhammetler vs.