Mehmet TOSUN

Kara Güz ve Mart’ın Postalları 6 Mayıs - Deniz’lerin Katlinin Yıldönümü

Kimi zaman tarihe mektuplar yazarız...

Denizin kımıltısız çarşaf görünümü, ormanın ses vermeyen dinginliği umutları kapkara yalnızlığa hapseder. Bir ses ararız sonra, bir iz. “Neydi o günler” övünmesiyle ardımıza baktığımızda, geçmişle geleceğin arasındaki kopukluğu,  kısır boğuşmaların üretken olmayan çabalarında fark ederiz. Yaşamın bitimsiz, yükselerek kendini yeniden ürettiği devamlılığı, geçmişle geleceğin kopmaz bir sarmalla vazgeçilmez iki ucu olduğu yeniden kavrandığımızda, kanadı yaralı bir kuş olunsa da, uçmanın inancıyla can buluruz… devamı


SINIF SAVAŞINI YÖNLENDİRMEK, İŞÇİ SINIFI PARTİSİ OLMAYI ŞART KOŞUYOR…

Türkiye İşçi Sınıfı Politik Örgütü'nde, ağır saldırı ve gericilik dönemlerinde örgütsel ve ideolojik yapısında ortaya çıkan aşınmalar, ihanete varan sonuçlar doğurdu. Öte yandan zor koşullara rağmen ‘direnen’ konumunu koruyabilen kadrolara ise partilerinin yaşatılması, güçlendirilmesi; İşçi sınıfını devrim mücadelesine hazırlama görevini yükledi. devamı


Bu Belde’de Yerel Demokrasi Vardır!..

Saray diktatörlüğü iç ve dış siyasetindeki bütün edimlerini önümüzdeki seçimlere endeksledi. Burjuva muhalefet partileri de itirazsız bu sürece uyum sağladı. Seçimlere iki yıla yakın bir süre kala halkın sorunlarını uykuya yatırıp, özgür ve eşit olamayacağı belli seçim oyalaması üzerinden toplum muhalefetinin kabarmasının önlenebileceği hesapları; ekonomik bunalımı, işsizliği, eğitim sistemindeki çarpıklığı, yolsuzlukları, demokrasi taleplerini, bölgemiz özgününde yeniden paylaşım savaşının halklar üzerindeki sonuçlarını, sömürüyü ve Kürt halkı üzerindeki baskıyı vb. gizlemeye yetmiyor. devamı


“Döğüşenler Ölenlerin Tutmaz Yasını…”

‘Tarih sınıfların mücadelesidir’ dedi.

Aşılmaz denilen kalenin kalın duvarlarını delip, küçük bir kayıkla yeni bir dünyaya doğru yelken açtı. Yaşamı, geleceği, aşkı ölümsüz, sabırlı bir dirençle gecenin yıldızlarına taşıdı. Savaştı, öğrendi, öğretti…  Enternasyonal işçi hareketinin idealine bilinçle bağlandığı bu ülkede hep konuk saydı kendini. devamı


“Bir İnsanda Bütün İnsanlığı Görebilmek“

“Çılgınca bir coşkuyla,  sınırsız sevgimizi açığa vuracağımızı zannederiz bazen. Yaşadığımız ülkeye, çocuğumuza, yakınımıza, sevgilimize maddi dünyaya sığmaz bir tarifle ifade etmeye çalışırız sevgimizi. Ama bu sevgiyi dillendiriş, mutluluk içerip içermediğiyle ilişkilendirilmez çokça. devamı


Demokratik Örgütlenmelerin Sınıf Mücadelesiyle İlişkilenmesi

İşçi sınıfı, kapitalist-emperyalist sistemin ezgi ve sömürüsünden kurtulmanın zorunlu koşulu olarak çeşitli toplumsal katmanların katılımının önemini mücadele tarihinde yaşayarak gördüler. Değişik muhalefet kesimlerinin özgün sorunlarından çıkışlı demokratik talepleri, sınıf hareketiyle ilişkilendiği ölçüde sisteme karşı tutarlı bir içerik kazanacaktı. devamı


Savaşa ve Sömürüye Karşı 1 Eylül

Şiddet günümüz dünyasının giderek daha da tırmandırılan bir olgusu. Kapitalist dünyanın sömürü, işsizlik, talana dayalı yapısı zor ve şiddeti üretiyor… Dünyanın önemli kaynaklarını tutan veya stratejik önem taşıyan bölgelerde savaşların kışkırtılmasının ekonomik-siyasal arka planını kapitalizmin doymak bilmeyen aç gözlülüğüdür. devamı


Süreç ve Görevlere İlişkin

Faşizm ve diktatörlüğün bütün biçimine karşı savaşım her ülkenin özgün koşullarına göre biçim alır. Farklı sosyo-ekonomik, kültürel gelişmişliğin biriktirdiği özgün deneyim bu noktadan evrensel anti-faşit mücadeleye katkı sunar. Evrensel olan bu özgün pratiklerden  beslenirken, gözden kaçırılmaması gereken temel ilke faşizmin sınıfsal niteliğidir. devamı


Emeğin, Deniz’in ve Zeytin’in karnında büyüyen şehir; “Mudanya’da Zeytin Ağacı Yapraklarıyla Boyar Denizi”

-38 yıl önce-

Geçmişin sazlık batak tarlaları üzerinde telaşlı adımlarla insanlar geziniyor.

İşe yetişmeye çalışan kalabalıklar uykulu gözlerle çakıl taşı döşeli yollarda daha güneşi görmeden fabrikaların dev duvarları arasında kayboluyordu. Ilık usul esen rüzgar, dev bacaların yaydığı dumanı dağıtamıyordu. Buğulu gri bulutlar yeni doğan güneşi gizliyor, göz alabildiğine uzanan fabrikaların kapısına yığılan insanları sis perdesinin içine gömüyordu. Bu manzara içinde öğle saatlerine kadar yüzünü gösteremeyen güneş, yer yer ağaç yaprakları arasından evlerin teneke damlarına gözünü kırpıyordu. devamı