Murat ÇAKIR

»15 Temmuz« ve Avrupa

Darbe girişimi ve sonrasına Avrupalı emperyalist güçlerin yaklaşımı

Eylül 2016 itibariyle azalmış olsa da, son aylarda Avrupa’daki burjuva medyası neredeyse her gün Türkiye ile yatıp kalkıyor, manşetlerinde sürekli Türkiye ile ilgili haberler yer alıyor, hatta kimi günler iki veya üç haber aynı anda sayfalarda ve ekranlarda yer buluyor. Görünüşte burjuva medyası AKP rejimini ve bilhassa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef tahtasına oturtuyor.


TERÖR – Emperyalizmin Meşum Egemenlik Aracı

George W. Bush 20 Eylül 2001 tarihinde ABD Kongresinde yaptığı konuşmada, »Teröre karşı savaşımız El Kaide ile başlıyor, ama onunla bitmeyecek. Bu savaş küresel erimi olan her terörist grup bulunana, durdurulana ve yok edilene dek devam edecektir« diyerek, emperyalizmin yeni »büyük anlatısını« ilân ediyordu.


F. Alman seçimlerinin gösterdiği

Geçen hafta yapılan üç eyalet parlamentosu seçimlerinde açık ırkçı ve giderek faşist karakter kazanan AfD partisinin elde ettiği iki haneli başarılar şaşkın liberalleri ürkütmüşe benziyor. Kimi liberal yorumcu AfD’nin, “fareli köyün kavalcısı” misali, “halkın aklını çeldiğini” yazsa da, biz sermayenin ne dediğine bakalım. Çünkü F. Alman siyasetindeki gelişmeleri en doğru biçimde oradan okumak olanaklı.


F. Alman Emperyalizminin Afrika Sevdası

F. Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi-CDU’nun genel başkan yardımcısı Armin Laschet, FAZ gazetesine yazdığı bir makalesinde, biraz da hayıflanarak, “Suriye’de Hıristiyanları katleden cihatçı grupları ‘muhalifler’ diyerek destekliyoruz, ama Mali’de aynı cihatçı grupları ‘terörist’ diye kovalıyoruz. Bu saçmalığa bir son vermek lazım” diye yazıyordu.


AB’nin Türkiye Stratejisi

“AB uzun zamandan beri ilk kez ciddi varoluş sorunlarıyla boğuşuyor. Geleneksel olarak kıta Avrupa’sından ziyade, ABD’ne yakın olan Britanya AB üyeliğinden çıkış şantajıyla Federal Almanya karşısındaki pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor.


Rusya’nın Suriye Angajmanının Arka Planı Üzerine (III)

Wladimir Putin ve bir askerYeni Askeri Doktrin

Rusya, 25 Aralık 2014’de Putin’in imzasıyla yeni askeri doktrini yürürlüğe sokmuştu. 2010’da kararlaştırılan eski doktrin Rusya Güvenlik Konseyi tarafından yenilendi, ama yenilenme kararı 2013 Temmuz’unda, yani güncel Ukrayna krizi ve Suriye angajmanından önce alınmıştı.Bu açıdan yeni askeri doktrini, salt güncel krizlere gösterilen bir reaksiyon olarak değil,


Rusya’nın Suriye Angajmanının Arka Planı Üzerine (II)

Rusya’nın Suriye’de cihatçı terör gruplarıyla rejim karşıtlarına yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması, özellikle Avrupa’da –gerek burjuva basınında, gerekse de muhalif kesimler ve barış hareketi içerisinde– Rusya’nın hangi hedefler peşinde olduğu konusunda farklı tartışmalara yol açtı. Bilhassa Almanya barış hareketi içerisinde Putin yönetimi ve genel olarak Rusya’nın politikaları üzerine birbirleriyle çelişen değerlendirmeler yapılmakta.



Ortadoğu: 21. Yüzyıl’ın Barut Fıçısı

2011’de Arap dünyasındaki kalkışmalar başladığında, demokratik kamuoyunda ve devrimci güçler arasında emperyalistlerin işbirlikçisi olan Arap despotlarının peş peşe alaşağı edilecekleri ve demokratik dönüşümlerin başlayacağına dair umutlar ifade edilmekteydi. Hatta kimileri, kalkışmaların birer “devrim” olduklarını iddia ediyorlardı.


Rusya’nın Stratejik Hamlelerinin Gösterdikleri...

Emperyalist hegemonyadaki kırılmalar ve Rusya faktörü

ABD devlet aklına dönüşen “Wolfowitz Doktrini” kaleme alındığında, her ne kadar reel sosyalizm bir karşı devrim ile yıkılmış ve burjuvazinin ölümcül düşmanı olan sosyalizm güçleri darmadağın edilmiş olsalar da, emperyalist hegemonyanın tehlike altında olduğu kaygısı hâlâ canlıydı.