Murat ÇAKIR


Ortadoğu: 21. Yüzyıl’ın Barut Fıçısı

2011’de Arap dünyasındaki kalkışmalar başladığında, demokratik kamuoyunda ve devrimci güçler arasında emperyalistlerin işbirlikçisi olan Arap despotlarının peş peşe alaşağı edilecekleri ve demokratik dönüşümlerin başlayacağına dair umutlar ifade edilmekteydi. Hatta kimileri, kalkışmaların birer “devrim” olduklarını iddia ediyorlardı.


Rusya’nın Stratejik Hamlelerinin Gösterdikleri...

Emperyalist hegemonyadaki kırılmalar ve Rusya faktörü

ABD devlet aklına dönüşen “Wolfowitz Doktrini” kaleme alındığında, her ne kadar reel sosyalizm bir karşı devrim ile yıkılmış ve burjuvazinin ölümcül düşmanı olan sosyalizm güçleri darmadağın edilmiş olsalar da, emperyalist hegemonyanın tehlike altında olduğu kaygısı hâlâ canlıydı.


ABD Militarizminin Hegemonya Stratejisi: Pentagon’un Yeni “Ulusal Askeriye Stratejisi” ve Olası Sonuçları Üzerine

ABD ordu yönetimi 1 Temmuz 2015’de “ABD Ulusal Askeriye Stratejisi” (“The National Military Strategy of the USA”) başlıklı bir belge yayınladı. 24 sayfalık Strateji Belgesini ABD emperyalizminin dünya egemenliğini nasıl askeri güçleriyle elde etmek istediğine dair bir talimat olarak okumak olanaklı. Gerçi belge, George W.


Türkiye’nin Neoliberal Dönüşüm Süreci ve AB’nin Rolü (III)

Kriz Yılı 2011

Küresel çapta büyük çalkantılara yol açan 2008-2009 krizlerinin ardından Yunanistan, İrlanda, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerin içine düştükleri borç batağı, Euro bölgesinde derin bir krizin ortaya çıkmasına neden oldu. Aslında 2008-2011 yılları süregiden kriz yılları oldu. Türkiye’de de 2011 yazından sonra kriz tandansları kalıcılaşmaya başladı. Ekonomist Mustafa Sönmez 2011 Eylül’ünde IMF’nin Türkiye’yi “G 20 ülkeleri içinde krize en yakın ülke” olarak nitelendirdiğini yazıyordu.



Türkiye’nin Neoliberal Dönüşüm Süreci ve AB’nin Rolü (I)

Turgut ÖzalAvrupa’daki yaygın medya uzun bir süre “Türk ekonomi mucizesi” ve “demokratikleşerek Avrupa Birliği’ne yakınlaşan aday ülke” resmini çizmişti. Türkiye ne de olsa AKP hükümeti altında bütçesini konsolide etmiş, Kemalist generalleri kışlaya geri göndermiş, küresel stratejilere entegre edilmiş ve komşuları ile “sıfır sorun politikası” izleyen bir bölgesel güç hâline gelmişti.


Ortadoğu’da kartlar yeniden karılırken...

“ABD ve İran arasında süren 36 yıllık düşmanlık yerini işbirliğine bırakıyor.” Geçmişte İran’ı “şeytanlaştıran” bir söylem kullanarak haber konusu yapan burjuva medyası bugünlerde bu değerlendirmeyi yapıyor ve “Batı’ya yeni fırsatlar sunan bakir İran pazarını” göklere çıkartıyor. 13 yıl süren diplomatik savaş sonrasında 2015 Temmuz’unda Viyana’da varılan İran nükleer program uzlaşısı, uluslararası tekellerin ağzını sulandırıyor besbelli.


Baltimore’dan Sonra, Baltimore’dan Önce

ABD'de polis şiddetine karşı eylemler“Sınırsız olanaklar ülkesi” ABD’nde yapılan bir araştırma, her 8 saatte 1 insanın polis kurşunları ile öldürüldüğünü ortaya çıkardı. Sosyal medyada yayınlanan bilgiler bu tespiti teyit ediyor. Burjuva medyası dahi buna değiniyor ve polis şiddetini kanıtlayan video ve fotoğrafları ekranlara, gazete sayfalarına taşıyor. Ancak “tarafsız” habercilik gibi görünen bu yayın politikası rafine bir kurgu ile polis ve devlet şiddetini münferitleştirmekte, son derece haklı protestoları ve protestocuların kendilerini polis şiddetine karşı savunmalarını “terror gösterileri” gibi kavramlarla genelleştirmektedir. ABD’nin Ferguson veya Baltimore gibi kentlerinde patlak veren toplumsal olayların burjuva medyasındaki haberlere konu oluş biçimi, bunun iyi örneğidir.