Yusuf KÖSE

Berlin’e Savaşı Öldürmek, Sur’a Kürt Katliamını Durdurmak İçin Gitmek...

“Çocuklarınıza mutlaka şunu anlatın; Bizler, kadınlar olmasaydık, 1945’in İlkbaharı da olmazdı Yaşanmazdı”
(Nonna Aleksandrovna) 1

I. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın en vahşi günleriydi. Bütün emperyalistlerin dört gözle, Sovyetlerin Nazilerin eline düşmesini beklediği anlardı. Ama, Nazilerin hesaplayamadığı bir şey vardı. Sovyet kadınları.

“Ben Sofiya Kuntseviç, Berline Savaşı öldürmek için geldim.” 2 Böyle diyordu bir sovyet kadın partizanı.


AB’nin Göçmen Politikası ve IŞİD’le “Savaşı”

AB burjuvazisi telaş içinde. “Göçmen akışını durdurun!” diye feryat figan bağırıyor. Karar üstüne karar alıyor. “Böyle akın akın gelirlerse AB’miz yıkılır”, “toplumsal yapımız dejenere olur” diye yakınıyorlar. Kavimler göçünü ve Roma’nın yıkılışını hatırlıyorlar.


“Batının Değerleri”

Son günlerde, “Batının Değerleri” sözü sıkça geçmektedir. Özellikle liberal ve demokrat aydın, gazeteci ve yazarlar tarafından, Batı burjuvazisinin Erdoğan’ı desteklemeleri üzerine, “Batı değerleri”ni anımsatan sitemkâr yazılar kaleme alındı.


İsrailleşen Türk Devleti ve Kürtler

Ulusal sorununu çözmeyen bir devletin burjuva “demokratlığı” söz konusu olamaz. Türk devletinin tarihinde, burjuva anlamda “demokrat”lığı oldukça sınırlı olmuştur. Sınırlı yıllar içinde burjuva “demokrasisi”ni uygulaması, dış koşulların ve iç koşulların (işçi sınıfı ve emekçilerin) dayatması sonucu olmuş, ama, işçi ve emekçiler ve başta Kürtler olmak üzere diğer azınlık uluslar üzerindeki faşizm sopasını da hiç bir zaman elinden bırakmamıştır.


“Fuhuş Ülkesi Almanya’nın Özgür Cennetine Hoşgeldiniz”

Der Spiegel dergisinin kapak resmi(Prostitutionsland Deutschland Willkommen im Paradies für Freier)(1)

ntv haber kanalının online sitesinde yazan Diana Sierpinski’e ait. Ve buna benzer bir başlığı ise 2013 Mayıs ayında, Der Spiegel (ayna) dergisi atmıştı: “Genelev Almanya” (2) diye. Der Spigel’in kapaktan verdiği bu başlık, Almanya’da o zaman çok konuşulmuştu. “Biz fuhuş ülkesi miyiz” diye. Oysa insan ticareti, emperyalist Avrupa burjuvazisinin kutsal birliği AB, bu işi resmileştirmişti. Başı ise Alman burjuvazisi çekiyordu. İkinci sırayı ise İspanya burjuvazisi almıştı.



Diktatörler gölgelerinden korkarlar

Tarihin en büyük korkakları hiç şüphesiz diktatörlerdir. Çünkü onların dostları olmaz, yalakaları olur. Yalakaları ise diktatör zayıfladığı anda onu arkadan vurabilecek tipte kişiliklerdir. Bu nedenle diktatör, en yakın yalakasına da güvenmez. Diktatörler, gölgelerinden korkarlar. Gölgelerinin dahi kendisini takip ettiğinden, her an eline bir silah ya da bıçak alıp kendini arkadan vuracağını sanırlar. Bu nedenle, gölgesinin serbest kalmasına asla müsade etmez.