Mehmet TOSUN

Doğa Ve Toplumdaki Değişimi Hiçbir Güç Engelleyemiyor…

Uludağ’ın güney doğu uçları Ege ve İç Anadolu’ya kadar değişik adlar alarak irili ufaklı dağlarla uzanır. Henüz ovaya ulaşmayan yükseltilerin girintili çıkıntılı vadilerinde ak bulutların arasına gizlenmiş köyler vardır. Düz bir alan görülmez buralarda. Ormanın seyrek yamaçlarına açılmış tarlalar, buğday ve arpa dışında ürün vermez. Killi verimsiz toprağın ödülü, çileli bir kış mevsiminin bitimine ancak yetiyordu. devamı


Büyük Yarış

Yüzü, düşünen  bilgili bir insan görünümü çabasıyla anlı kırışık, darmadağın saçları ve pejmürde giysileriyle getirilmişti Akıl Hastanesine. Etrafına ilgisizdi. Gözleri bir noktaya dikili yeryüzünde bir başınaymış gibi, yeni bir yaşamın yaratıcısı edasıyla bir şeyler arıyordu baktığı yerde sanki. Dikkatini dağıtan veya öyle olduğunu zannettiği bir davranış karşısında saldırgan bir tutum alabiliyordu.  Aradan yıllar geçti. devamı


Sendikal Örgütlenmenin Bazı Sorunları Üzerine

Binsekizyüzlerin son çeyreğinde Engels’in Bebel’e yazdığı mektupta “işçi sınıfı var olduğundan bu yana sendikalar aracılığıyla örgütleniyor. Sendika işçi sınıfının sermayeye karşı gündelik mücadelesini verdiği, kendini eğittiği ve en güçlü gericiliğin bile artık ezemeyeceği, gerçek sınıf örgütü anlayışıyla örgütlenmelidir” demişti. devamı


Öfkeyi Acıya Bölmek, Bağırmak Sınıf Kiniyle…

Her birey bulunduğu yerden değerlendirir dünyayı. Yaşamın gerçekliğine bulunduğu yerden yürür. Değer yargıları, bilinci, davranış biçimleri yaptığı işte, attığı her adımda parça parça şekillenir. Bozkırın hoyrat rüzgarında sertleşen, ovanın bereketiyle çoğalan, şehrin sokaklarında kavgayı öğrenen neslin öyküsüdür bu. Karlı dağların baharda eriyen pırıl pırıl akan suyuydu onlar; kirlettiler… Öfkeyle bakışları ondandır, yüksek sesle bağırtıları… devamı


“X,Y,Z” KUŞAĞI VE TARİH BİLİNCİ

X,Y,Z Kuşağı

Küresel kapitalizmin ekonomik, siyasal ve kültürel olarak yaşamın bütün alanlarını etki altına aldığı günümüzde, özellikle son birkaç yılda gençlik bir takım harfler üzerinden tanımlanmaya çalışılıyor. Kategorik olarak yaş gurupları üzerinden yapılan bu tanımlar, sosyo-ekonamik koşulları ve geçmişin birikimini yok sayıp masal dünyasının büyülü, sisli dünyası içine gark ediyor gençliği. devamı



Demokrasi Ve Karanlıkta Işıyan Ateş Böcekleri

Doksanlı yılların sonlarında Güney Marmara’nın İç Anadolu’ya bitişik yoksul bir beldesine matematik öğretmeni atanmıştı. Ormanları içinde kaybolmuş birçok köyün merkezi durumunda olan bu beldede ki ilköğretim okulunda, taşımalı sistemle öğrenim yapılıyordu. Doğu kökenliydi öğretmen, inançları farklıydı. Zorlu bir yaşam ve öğrenim sürecinden sonra ailesi ve kendinin ilk hayali gerçekleşmişti. Gün geçtikçe köylülerin kuşkulu bakışlarına rağmen öğrenciler sevmişti onu. devamı


Demokrasi Mücadelesinin Kitleselleşme İle İlişkisi

Demokrasinin kazanılması mücadelesi, ülkemizde yaşanan sancılı kesintilere rağmen her dönem gündem oldu.  İşçilerin ve öğrencilerin direnişleri, toprak işgalleri, yaşam koşullarının zorluğu karşısında hayat pahalılığına karşı gösteriler ülkemiz halk hareketliğinin derinliğini gösteriyordu. İnanç, etnik ve kültürel içerikte talepler, katliama uzanan baskılar sonucu yüzyıllar öncesinden bu güne onması bekleyen yaralar olarak günümüze taşındı. devamı


Sandık Döngüsü Ve Demokrasi

Yoksulluk ve çaresizlik

Son günlerde görsel yazılı medyada erken seçim tartışmaları var. Ülke gündeminin asıl konuları üzerinden sistemi sorgulayacak bir sürecin önünü tıkamaya yönelik, siyasetin magazinleştirilmesi bildik bir yöntem. Kabul etmek gerekir ki mevcut düzen partilerinin seçimleri kayıkçı dövüşüne çevirmeleri, konunun ayrıntılarıyla incelenip, tartışılmasını gerektiriyor. devamı


Bir Kır Gezisinden Hasat Söyleşileri

Kıvrımlı, yokuşu bol orman içinden yirmi dakikalık bir yolculuktan sonra, sarı buğday başaklarının hasadı beklediği uzunca bir düzlüğe ulaştılar. Biçerdöverlerin homurtulu sesleri geniş gövdesiyle tarlalara ulaşmaya çalışıyordu. Düşük rakımlı ovalarda işlerini bitirip, biraz daha geç olgunlaşan yayla buğdayının hasat vakti birkaç gün geç bile kalmıştı. Ağustos ayının ortalarında bir yağmur çisentisi çiftçinin karabasanıdır buralarda. Başağa yağmur değmeden kalkmalıdır buğday tarladan… devamı