Doğudan Batıya Akan ve Ülkeyi Sarsan Bir Halk

Mezopotamya'nın Kalbi Kemalist Cumhuriyetin temel taşları döşendi, sonra Kürt halkına Cehennemin yolu gösterilmeye başlandı. Faşist bir öze sahip olan tekçi 1924 Anayasasının yaşama geçirilmesiyle Kürtler ve diğer ulusal azınlıklar için tehlike çanları çalmaya başladı. Kemalist rejim içindekini kusarak ülkeyi bir halklar zindanına çevirdi. Bu süreçle katliamlar, kıyımlar, sürgünler ve asimilasyon politikaları başladı. Bu politikaların sonucunda halklar ayrıştırılarak düşmanlaştırıldı, yerinden yurtlarından edilerek yaban diyarlarda göçmenliğe mahkum edild. Egemenler için birliği bozulan halkları ezmek ve yönetmek her zaman kolay olmaktadır. Kürtler, açlıktan ve baskıdan dolayı yüz yıldan beri öz yurtlarından batıya akan bir halktır. Kürt halkı yerinden yurtlarından ayrılarak batıya akarken hiçbir zaman doğuya, güneşe ve özüne sırt çevirmediler. devamı


Kapitalizmin “yeşillendirilmiş” modernizasyonu

Almanya’da 26 Eylül’de yapılacak Federal Parlamento Seçimleri üzerine

“Eğer seçimle bir şeyler değiştirilebilseydi, o zaman seçimler çoktan yasaklanmış olurdu” – bu, Kurt Tucholsky’ye atfedilen, ancak muhtemelen 1970’li yıllarda anonim bir Grafitti sanatçısının duvar yazısı olan tespitin günümüz kapitalizmi açısından pek haksız olduğu söylenemez. Gene de sınıflı toplumlardaki gelişmeleri ve parlamento seçimlerinin burjuvazinin sınıfsal tahakkümü için olan önemini açıklamaya yeterli değil. devamı


Rojava’dan Başur’a Kürtler İçin Kazanma Zamanı

Başur ve Rojava’da Ulusal Birlik, başarı için vazgeçilmez duruma gelmekle kalmadı, Kürtlerin özgürleşmelerinin anahtarı oldular.

Çözümsüzlük etrafında koparılan ve çözüm olarak bölgeye dayatılan, sert, fırtınalı ortamın yavaş yavaş etkisini azalttığını veya biçim değiştirerek farklı bir şiddette esmeye devam ettiğini görmekteyiz. Kürtlerin bu sert fırtınalı ortamdan çıkış için, ne gibi hazırlıkları var ve kesinlikle çözüm odaklı bir planları var mı? sorusu sıklıkça dile getirilmektedir. Kürtlerin bölgenin değişen koşullarına göre bir değil, sonuç alma hedefli birkaç planı veya planları olmalı. devamı


SOSYALİZM TARİHİNİN EN ÇOK TARTIŞILAN DÖNEMİ: SSCB’de Siyasi Tasfiyeler (1937-1939) Yeni Bilgiler, Farklı Bir Bakış

SSCB'de Siyasi TasfiyelerSovyetler Birliği’nde 1937 yılında “Moskova Duruşmaları” ile başlayıp parti içinde ve dışında binlerce kişinin yargılandığı, partiden atılmadan hapse ve idama kadar bir dizi hükümle cezalandırıldığı süreç, o gün olduğu gibi bugün de Dünya Komünist Hareketinin gündeminde merkezi bir öneme sahiptir. devamı


Afganistan Halklarına Selam Olsun!

Afganistan'daki Devrimci KadınlarABD Afganistan’dan çekiliyor gibi yapıyor. Askerlerini çekiyor, silah sistemlerinin bir kısmını Pasifik, Ortadoğu, Balkanlara ve Afrika’ya kaydırıyor ama bir kısmını da bırakıyor. Çünkü uzun zamandır süren gizli görüşmeler ve üstü kapalı resmi açıklamalar sonucunda Taliban’ı vekaleten kendi yerine ikame ediyor. Taliban bir damla kan dökmeden ülkede egemen oldu. devamı


Bu Devran Böyle Dönmez

Klasik bir giriş yaparak başlıklar halinde ülkenin durumunu gözden geçirelim.

İşçi ve emekçiler 1980 askeri faşist devirmesi ve sonrasında oluşturulan neo-liberal sistem sürecinde elde ettikleri kazanımların önemli bir bölümünü yitirdiler. Sosyal haklar hak getire. Asgari ücret hayat pahalılığına yetişemiyor ve açlık ücreti niteliğine dönüştü. Birkaç işte çalışan, güvencesiz çalışmanın gerçek çalışanların sadece yüzde yirmi beşini oluşturan ve onların da oransal olarak sadece yüzde onunun sendikalarda örgütlü olduğu bir son kırk yıl yaşıyoruz. devamı



Tütün: Yöre Halkının Ekmeği…

24 Ocak 1980 tarihinde kapitalizmin bekası için bir dizi ekonomik ve politik kararlar alındı. Bu kararlar tarihe ’24 Ocak Kararları’ olarak geçti. Mevcut koşullarda uygulama olanağı bulamayan bu kararlar için 12 Eylül 1980’de faşist askeri bir darbeyle cunta iş başına getirildi. Ardından 24 Ocak Kararları bir bir uygulanmaya koyuldu. devamı


Sendikal Örgütlenmenin Bazı Sorunları Üzerine

Binsekizyüzlerin son çeyreğinde Engels’in Bebel’e yazdığı mektupta “işçi sınıfı var olduğundan bu yana sendikalar aracılığıyla örgütleniyor. Sendika işçi sınıfının sermayeye karşı gündelik mücadelesini verdiği, kendini eğittiği ve en güçlü gericiliğin bile artık ezemeyeceği, gerçek sınıf örgütü anlayışıyla örgütlenmelidir” demişti. devamı


İşçi Sınıfının Ekonomik ve Siyasal Mücadelesi

İşçi Sınıfının Günlük Mücadelesinde Ekonomik – Sendikal Olanla Siyasi Olan Arasındaki İlişki

Burjuvazi ve kapitalist devletin kârlarını azami seviyeye çıkarması ve düzeni koruması kendileri için hayati önemdedir. Yine bu nedenledir ki işçi sınıfının ekonomik hakları için mücadelesi en yüksek kârın gerçekleşmesini sekteye uğratması ve sömürüyü sınırlandırması için vazgeçilmezdir, hayati önemdedir. devamı


NATO 2030: Yeni Ajanda, Yeni Savaşlar Emperyalist savaş aygıtı NATO’nun stratejik konsepti üzerine

NATO üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları 14 Haziran 2021’de Brüksel’de olağan zirvelerinden birisi için buluştuktan sonra burjuva basınında bu buluşmanın »olağanüstü sonuçlarının« müjdesi (!) verilmekteydi. »Kriz yönetimi« adı altında ve çeşitli »insan hakları« gerekçeleriyle farklı coğrafyalarda savaşlar yürüten ve çatışmalar körükleyen NATO yeni ajandasıyla yeni »koruma« görevlerine hazırlanıyordu. devamı


Ulusal Birlik Ve Demokrasi Mücadelesi Kürt Özgürlük Mücadelesini Bekleyen Yeni Adımlar

Kobane Kadın MücadelesiMem-u Zin adlı eserinde Ahmedé Hani Kürtlerin birlik olamamalarından bahseder ve birlik olmalarının önemini vurgular. Bugün Kürt aydınları ve sanatçıları yine aynı çağrıları yapmakta ve seslerini her Kürde ulaştırmaya çalışmaktadırlar. Bir umutla, bu makus talihi kırabilmek ve  Kürtlerin ezeli sorunu, birlik olamamayı, çözmek için duyanlar olur diye. Kürtlerin önündeki en önemli sorun da budur. devamı


Ekonomik Politik Kriz ve Birleşik Sınıf Mücadelesi

Dünyada gelişen ve değişen çok yönlü dönüşümler, şüphesiz Türkiye’yi de etkilemektedir. Mevcut durumda dünya çapında yaşanan aslında kapitalizmin krizidir ve bununla beraber ulus devletlerin çözülme sürecidir. Dolayısıyla bu, kısa vadede etkisi toplumlar nezdinde pek görünür olmasa da uzun vadede etkisi muhakkak olacaktır. devamı


Komünistlerin Eğitsel Çalışma ve Mücadele Perspektifinde Önemli Bir Eser: ANTİ-DÜHRİNG

Marksizm-Leninizm Klasikleri dizisi -3- 

Karl Marks’ın, dolaşan komünizm heyulasının verdiği korkuyu dile getirdiği günden bu güne, burjuvazinin korkusu artarak devam ediyor. Reel Sosyalizm’in uygulandığı devletlerdeki karşı-devrimlerden sonra, tarihin sonu ilan edilmesine rağmen, Marksist-Leninist ideoloji Kapitalist-Emperyalist ideologların gündeminden düşmedi. devamı


Çıkış Yolu

Ülkede geçtiğimiz günlerde 15 Temmuz kutlamaları gerçekleştirildi. Konuşmalara bakılırsa her şey yolunda gidiyor izlenimi yaratılmaya çalışılıyor. Halk dilinde buna pişkinlik deniyor. Aslında ülke sorunlarının üzerine kapkalın ve bir o kadar da ağır bir battaniye örtülmüş durumda. Bir süre sonra battaniyenin altında kalanlar, iyice havasız kalacaklar. devamı