Sinan DERVİŞOĞLU

AKP’li belediyeler eliyle Çanakkale’ye düzenlenen “Kültür Gezileri”.

Kemalizm ile Siyasal İslam arasında sıkışan ÇANAKKALE

Geçtiğimiz hafta, Çanakkale Zaferi kutlamaları AKP ile birlikte siyasal İslamın bir gövde gösterisine dönüştü. Çanakkale, “İslami ruh”un bir başarısı, onun sayesinde kazanılan bir zafer olarak AKP tarafından hayatın her alanında yansıtılmaya çalışıldı. Buna karşılık TC’nin 90 yıllık resmi ideolojisi olan Kemalizmin savunucuları, bu tanıtımlarda “Atatürk’ün rolünün küçümsendiği” gerekçesiyle muhalif bir konum aldılar ve Çanakkale’nin neredeyse M.


Türkiye Solunda Kürt Düşmanlığının kökleri

Kibir ve Kıskançlık

Yaklaşan Haziran seçimleri ve alınacak tavır, Türkiye Solu’nda yeni tartışmalar başlattı. Halkların Demokratik Partisi (HDP)’de vücut bulan “Kürt Özgürlük hareketi ve Türkiyeli ilericilerin ittifakı” fikri gitgide popülerleşmesine rağmen; Birleşik Haziran Hareketi (BHH)’nin son bildirilerinde de gördüğümüz gibi, bu ittifaka karşı mesafeli duran ve onu reddeden güçlü bir damar, Türkiye solunda hala mevcuttur.


“SOL” Liberalizme Karşı

Sosyalist sistemin çökmesi, Türkiye Solu’nun 1980 sonrası yaşadığı dağınıklık ve likidasyonla üst üste gelince ülkemizde sol düşünce, çok farklı burjuva bakış açılarının etkisine açık hale geldi; bir anlamda onların istilasına uğradı. Bu “istilacı” etkilerden biri, devletin resmi ideolojisi olan Kemalizm ve onunla at başı giden milliyetçilikti.


M. Kemal

Kemalizm “SOLCULUK” mu?

Geçtiğimiz günlerde ünlü iktisatçı Korkut Boratav, Yunan seçimleri bağlamında Türkiye’yi analiz ettiği bir söyleşide, Türkiye Solu’nun kemalistlerle işbirliği yapması gerektiğini, Kenan Evren’in kemalizmin karanlık yüzü olduğunu, aydınlık yüzün ise Atatürk dönemi olduğunu, kemalizmin öz itibariyle anti-emperyalist ve halkçı olduğunu belirtti. Bu tespit aslında yeni bir şey değil.



Müslüman Emekçiler: Sınıf düşmanına karşı ortak mücadelede omuz omuza

Müslüman Emekçiler: Sınıf düşmanına karşı ortak mücadelede omuz omuza

Dünyada ve Türkiye’de son 20 yılda din olgusunun önemi giderek arttı. Sadece emperyalizmin bu konudaki planları ve yatırımlarının ötesinde, sosyalist sistemin çöküşünün yarattığı umutsuzluk ve çaresizlik de insanların yığınlar halinde dine yönelmelerinde ciddi bir rol oynadı. O açıdan, toplumu gerçekçi bir gözle değerlendirmek isteyen hiçbir devrimci, din olgusunu göz ardı etme lüksüne sahip değildir.

Dinin iki yönü:



Milliyetçiliğe ve Siyasal İslama Karşı

Egemen sınıfların emekçilerdeki siyasal uyanışı frenlemek için özellikle son 30 yıldır kullandıkları en büyük silah milliyetçilik ve siyasal islamdır. 12 Eylül sonrası sahneye konan “Türk-İslam Sentezi” değişik kombinasyonlarıyla bugün hala devam etmektedir. Aslında emekçilerin ülkelerine duyduğu sevgi ve dini inançlarında somutlaşan kimi ahlaki ilkeler, son derece insani olgulardır. Yurtseverlik, gerçekte devrimcilerin de içlerinde taşıdığı ve diyalog kurabileceği pozitif bir unsurdur.


''Ülkenin Değerli Evlatları...''

Yan sayfalarda geçmişte bu ay yitirdiğimiz yoldaşlarımızı anıyoruz. Peki şu soruyu soralım: Bu insanları değerli yapan sadece komünist olmaları mıdır? Siyasi tercihlerinin ötesinde, bu insanları değerli yapan hiçbir özellikleri yok mudur? Yitirdiğimiz yoldaşları anarken, onların birer insan olarak sahip oldukları değerleri ve özellikleri de bilmek, onları bir bütün olarak tanımak ve sevmek bizim için bir görevdir.