Kemal ATAKAN

Görevlerimiz Çok, İşimize Bakalım…

Türkiye işçi sınıfının devrimci hareketi bir kırılma döneminden geçmektedir. 12 Eylül askeri faşist darbesinin açtığı yara tüm devrimci güçlerin dillerinden düşürmedikleri gerçek bir vakıadır. Bu 40 yıla yaklaşan süreç, bir insan ömrünün üçte ikisine tekabül ediyor. Evet, 12 Eylül askeri faşist darbesi büyük yaralar açtı. Geriletti. Neki, devrimci sınıf hareketi sadece 12 Eylül sayesinde gerilemedi. Bizce bu görüş ciddi bir yasak savmadır.


Güncel Durum, Görevlerimiz ve Çıkış Yolu

Ülkede iktidarı elinde tutan güçler yüz yıla yaklaşan bir devlet kurumsallaşmasının hem sorunlarını hem de avantajlarını birlikte kullanarak egemenliklerini sürdürüyorlar. Kimileri tarafından yapısal olarak çok fazla bir mirastan yararlanamadıkları görüşü savunuluyor olsa da, altı yüz yıllık bir Osmanlı yapılanmasından önemli oranda yararlanmadıkları söylenemez.


Bu Savaş Neden Kirli Bir Savaş?

Ülke gündemi oldukça yoğun ve karmaşık. Kuşkusuz ki gündemde birinci sıraya yerleşen gelişme bize göre Suriye Cumhuriyeti ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’na yönelik başlatılan işgal hareketi. Onlar bu işgali güzellemek ve gerçek amacını gizlemek için istedikleri kadar “Zeytin Dalı Operasyonu” olarak adlandırsınlar. Son tahlilde gerçek değişmiyor. Savaş, işgal ve imha gibi eylemler barışın simgelerinden biri olan “Zeytin Dalı” ile bağdaşmayan bir nitelik arz ediyor.



İKİ YIL OLDU GÖRÜŞEMEDİK…

Kemal Tayfun BenolSevgili Tayfun,

Aradan tam iki yıl geçti. Geçenlerde Ayla ile aramızda konuşuyorduk. Eğer o gün Ankara’da kalmasaydın bu iki yılda birlikte neler yapmış olurduk diye. Gazetenin çalışmalarına yapmaya devam edeceğin katkı mı belirli olurdu, değilse İnşaat İşçileri Sendikası’nda daha fazla mesai harcamak zorunda mı kalırdın?



Sınıf Savaşımının Durumu Üzerine Bir Yaklaşım

Aslında bu yazı biraz da bir ‘sesli düşünme’ denemesi. Düşündüklerimizi yazıya dökerek okuyucularımızın da sesli düşünmelerini, mümkünse görüşlerini yazmalarını ama en önemlisi düşündüklerini yaşadıkları ve çalıştıkları ortamlarda yaşama geçirmelerini arzu ediyoruz.


15 Temmuz, Anayasa Referandumu, Adalet Yürüyüş ve Mitingi Ardından Durum Ve, Biz Ne Yapıyoruz?

 Türkiye 1920 yılından bugüne yüzlerce bu tür olaylar ve süreçler yaşadı. O anlamda bakılırsa durum değerlendirmesi yaparken bir bütün olarak doksan yedi yıllık tarihi bir on iki aylık döneme sıkıştırıp değerlendirmek pek de doğru gelmeyebilir. Onun için bu son on iki aylık süreci tarif ederken, doksan yedi yıl ile bağını da kurmak gerekmektedir.


BAŞKA BİR GEZEGENDE Mİ YAŞIYORUZ?

  1. ANKARA YÜKSEL DİRENİŞİ, Nuriye ile Semih’in tutuklanması ile sonuçlanmadı. Acun Hoca ve Veli ile Semih’in eşi Esra, Veli’nin annesi, Nuriye’nin annesi direnişi sürdürüyorlar. KHK’lar yoluyla haksız olarak işten atılan eğitim emekçilerinin direnişi bu. Nuriye ile Semih ise Cezaevinde Açlık Grevi’nin 100.Gün sınırını aştılar ve kritik aşamada direnmeye devam ediyorlar.


Ayşe Bilge Dicleli… Bir Dostun Ardından

Ayşe Bilge DicleliBu yazı bazı okuyucularımızdan tepki alabilir, ancak biz düşündüklerimizi ve hissettiklerimizi yazamayacaksak bu mücadeleyi neden veriyoruz? Ayşe Bilge için “eski” dost tanımlamasını kullanmadım. Çünkü dostluğumuz hiç bir zaman bozulmadı. “Eski” yoldaş diyebilirdim, fakat ona da gerek yok.