Kemal ATAKAN

Sınıf Savaşımının Durumu Üzerine Bir Yaklaşım

Aslında bu yazı biraz da bir ‘sesli düşünme’ denemesi. Düşündüklerimizi yazıya dökerek okuyucularımızın da sesli düşünmelerini, mümkünse görüşlerini yazmalarını ama en önemlisi düşündüklerini yaşadıkları ve çalıştıkları ortamlarda yaşama geçirmelerini arzu ediyoruz.


15 Temmuz, Anayasa Referandumu, Adalet Yürüyüş ve Mitingi Ardından Durum Ve, Biz Ne Yapıyoruz?

 Türkiye 1920 yılından bugüne yüzlerce bu tür olaylar ve süreçler yaşadı. O anlamda bakılırsa durum değerlendirmesi yaparken bir bütün olarak doksan yedi yıllık tarihi bir on iki aylık döneme sıkıştırıp değerlendirmek pek de doğru gelmeyebilir. Onun için bu son on iki aylık süreci tarif ederken, doksan yedi yıl ile bağını da kurmak gerekmektedir.


BAŞKA BİR GEZEGENDE Mİ YAŞIYORUZ?

  1. ANKARA YÜKSEL DİRENİŞİ, Nuriye ile Semih’in tutuklanması ile sonuçlanmadı. Acun Hoca ve Veli ile Semih’in eşi Esra, Veli’nin annesi, Nuriye’nin annesi direnişi sürdürüyorlar. KHK’lar yoluyla haksız olarak işten atılan eğitim emekçilerinin direnişi bu. Nuriye ile Semih ise Cezaevinde Açlık Grevi’nin 100.Gün sınırını aştılar ve kritik aşamada direnmeye devam ediyorlar.


Ayşe Bilge Dicleli… Bir Dostun Ardından

Ayşe Bilge DicleliBu yazı bazı okuyucularımızdan tepki alabilir, ancak biz düşündüklerimizi ve hissettiklerimizi yazamayacaksak bu mücadeleyi neden veriyoruz? Ayşe Bilge için “eski” dost tanımlamasını kullanmadım. Çünkü dostluğumuz hiç bir zaman bozulmadı. “Eski” yoldaş diyebilirdim, fakat ona da gerek yok.



HAYIR’ın Kazanması Nesnel Olarak Mümkündür

HAYIR’ın Kazanması Nesnel Olarak MümkündürTürkiye yeni bir yol ayrımına doğru ilerliyor. 7 Haziran 2015 seçim yenilgisinden sonra seçmenlerin iradesini hiçe sayan AKP-Saray Rejimi o tarihten beri Başkanlık olarak adlandırdıkları Diktatörlük sistemini oturtmak için çaba sarfediyor. Önce 1 Kasım seçimleri ardından Kürt illerinin intikam amacıyla yerle bir edilmesi, sonrasında 15 Temmuz darbe ve karşı-darbesi... İçeride bunlar olurken dışarıda başka halkların ve ülkelerin egemenlik haklarına karşı savaş açmak ve bu şekilde “milli birlik” duyguları yaratacağını zannetmek.


Umutsuzluğa Kapılmak İçin Bir Sebep Yok! Gazetemizin Nasıl Bir İşlevi Olabilir?

Fırtına öncesi bir gece düşünün, bulutlar kapkara, ay ışığı bulutları yarmaya çalışıyor ama bulutlar o kadar hızlı hareket halinde ki fırsat bulamıyor. Ardından çok güçlü bir fırtına geleceği havanın kokusundan anlaşılıyor. Ağaçlar uğuldayarak rüzgara eşlik ediyor, kuşlar gelecek fırtınayı hissediyor, öterek kanatlarını çırparak korunacak yer arıyorlar. Belli ki gün de karanlık olacak. Güneş bulutları delip etrafı aydınlatamayacak .


R.T. Erdoğan’a Bir Öneri Denemesi (!)

Putin ve Erdoğan

AKP-Saray iktidarı varolma ve yaşamını uzatma sürecini yeni politik hamleler geliştirerek sürdürüyor. Konunun bir tarafı, dışarıdan gözüken yüzü, veya daha doğru ifade edersek, dışarıya yansıtılan yanı, diğer tarafı ise içerde kaynayan kazan.


“ Yok Aslında Birbirimizden Farkımız, Ama Biz Osmanlı Bankasıyız ”

Bir zamanlar bir reklam yayınlanırdı, ne kadar anlamlı ve doğruymuş…

Türkiye kamuoyu bin bilinmeyenli bir bulmaca çözer gibi 15 Temmuz darbe girişimi ve o gün başlayan AKP-Saray darbesini anlamaya çalışıyor. Bizlerin de farklı olduğu söylenemez. Belki tek farkımız bugüne kadar yaşayıp gördüklerimiz ve öğrenmeye çalıştıklarımız sayesinde konuya sınıfsal açıdan yaklaşarak doğruya yakın sonuçlara ulaşmamızdır.


Geleceğimiz Kendi Ellerimizdedir !

Bugün Türkiye’de durum nasıldır diye düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen konular ve o konular hakkındaki değerlendirmelerimizi kısa kısa sıralayalım. Sorunları sıralamak beraberinde çözüm getirmediği için, çözüm konusunda görüş ve önerilerimizi de sorumluluğumuz gereği ortaya koyalım ve tartışmaya açalım.

TBMM Çalışmıyor !