Kemal ATAKAN


Son Bir Kez, 24 Haziran Ve Olası Sonuçları Üzerine…

24 Haziran seçimleri üzerine çok yazıldı ve çizildi. Biz günlük veya haftalık bir gazete olmadığımız için bu konudaki temel ve de güncel görüşlerimizi gazetemizin günlük propaganda sayfası olan Facebook’taki Politika Gazetesi hesabında sürekli işledik. Hem günlük gelişmeleri kimi zaman üçüncü ağızlardan yansıttık hem de kendi görüşlerimizi Pazartesi günleri saat 21:00’de yayınlanan ve Haftalık Bülten olarak da adlandırdığımız “türkiye ve dünyaya bakış” bülteninde yayınlanan 12 sayısı boyunca ele aldık.


Görevlerimiz Çok, İşimize Bakalım…

Türkiye işçi sınıfının devrimci hareketi bir kırılma döneminden geçmektedir. 12 Eylül askeri faşist darbesinin açtığı yara tüm devrimci güçlerin dillerinden düşürmedikleri gerçek bir vakıadır. Bu 40 yıla yaklaşan süreç, bir insan ömrünün üçte ikisine tekabül ediyor. Evet, 12 Eylül askeri faşist darbesi büyük yaralar açtı. Geriletti. Neki, devrimci sınıf hareketi sadece 12 Eylül sayesinde gerilemedi. Bizce bu görüş ciddi bir yasak savmadır.


Güncel Durum, Görevlerimiz ve Çıkış Yolu

Ülkede iktidarı elinde tutan güçler yüz yıla yaklaşan bir devlet kurumsallaşmasının hem sorunlarını hem de avantajlarını birlikte kullanarak egemenliklerini sürdürüyorlar. Kimileri tarafından yapısal olarak çok fazla bir mirastan yararlanamadıkları görüşü savunuluyor olsa da, altı yüz yıllık bir Osmanlı yapılanmasından önemli oranda yararlanmadıkları söylenemez.


Bu Savaş Neden Kirli Bir Savaş?

Ülke gündemi oldukça yoğun ve karmaşık. Kuşkusuz ki gündemde birinci sıraya yerleşen gelişme bize göre Suriye Cumhuriyeti ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’na yönelik başlatılan işgal hareketi. Onlar bu işgali güzellemek ve gerçek amacını gizlemek için istedikleri kadar “Zeytin Dalı Operasyonu” olarak adlandırsınlar. Son tahlilde gerçek değişmiyor. Savaş, işgal ve imha gibi eylemler barışın simgelerinden biri olan “Zeytin Dalı” ile bağdaşmayan bir nitelik arz ediyor.



İKİ YIL OLDU GÖRÜŞEMEDİK…

Kemal Tayfun BenolSevgili Tayfun,

Aradan tam iki yıl geçti. Geçenlerde Ayla ile aramızda konuşuyorduk. Eğer o gün Ankara’da kalmasaydın bu iki yılda birlikte neler yapmış olurduk diye. Gazetenin çalışmalarına yapmaya devam edeceğin katkı mı belirli olurdu, değilse İnşaat İşçileri Sendikası’nda daha fazla mesai harcamak zorunda mı kalırdın?



Sınıf Savaşımının Durumu Üzerine Bir Yaklaşım

Aslında bu yazı biraz da bir ‘sesli düşünme’ denemesi. Düşündüklerimizi yazıya dökerek okuyucularımızın da sesli düşünmelerini, mümkünse görüşlerini yazmalarını ama en önemlisi düşündüklerini yaşadıkları ve çalıştıkları ortamlarda yaşama geçirmelerini arzu ediyoruz.


15 Temmuz, Anayasa Referandumu, Adalet Yürüyüş ve Mitingi Ardından Durum Ve, Biz Ne Yapıyoruz?

 Türkiye 1920 yılından bugüne yüzlerce bu tür olaylar ve süreçler yaşadı. O anlamda bakılırsa durum değerlendirmesi yaparken bir bütün olarak doksan yedi yıllık tarihi bir on iki aylık döneme sıkıştırıp değerlendirmek pek de doğru gelmeyebilir. Onun için bu son on iki aylık süreci tarif ederken, doksan yedi yıl ile bağını da kurmak gerekmektedir.