Güneş Balçıkla Sıvanmaz

Yok edebileceklerini zannetiler. Daha kuruluşunun dördüncü ayında önder kadrolarını pusu kurarak haince katlettiler. Olmadı. Yasakladılar. Defalarca operasyonlar, tevkifatlar, sürgünler, işkenceler, ölümler tezgahladılar. Binlerce partili kadro ve partiye gönül vermiş gençlik kadrosunu katlettiler. Yine olmadı. Daha yasaklamadan aynı adla parti kurdular. devamı


TKP’nin Kuruluşunun 101. Yıldönümünde Kimi Düşünceler ve Devrimci Perspektif

İlk Fırsat

Türkiye Komünist  Partisi Türkiye’nin en eski partisidir. 10 Eylül 1920’de kuruluşunun hemen sonrasında Anadolu ve Rumeli halklarının mücadelesine öncülük etmek, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı Sosyal Kurtuluş aşamasına yükseltmek amacıyla önderleri görev üstlendiler. Anadolu’da ve Rumeli’de emperyalist işgalcilere karşı çete savaşı yürüten komünist birlikler; devamı



Şehirden Uzak Şehir Hastaneleri: Orada Bir Hastane Var Uzakta...

Devlet arazisini hazine garantili kredi kullandırarak hasta garantili olarak işletmesi de dahil özel şirkete yaptırılan ve maliyetinin beş katı dolara özel şirket tarafından tekrar devlete 25 yıllığına kiralanan, merkezi konumda olan devlet hastanelerinin kapatılarak şehir dışına yaptırılan hastanelere ‘’ŞEHİR HASTANESİ’’ denir.

Kısaca tek cümle ile tanımı bu…. devamı


Doğal “Felaketler” Ortak Sorunumuz

Doğal felakeyler ortak sorunumuz

Toplum ilişkilerini belirleyen en temel unsur "ekonomi". Ancak son zamanların sıkça kullanılan kavramlardan olan "çevre", "ekoloji" ve "hukuk" kavramlarının da ekonominin yanında yerini aldığını görüyoruz. Üretim ilişkileri içinde emeğin sömürülmediği, adil paylaşım mücadelesinde "Nasıl bir ekonomi?" kadar, "Nasıl bir hukuk?" sorusu da önemli hale gelmiştir. devamı


Büyük Yarış

Yüzü, düşünen  bilgili bir insan görünümü çabasıyla anlı kırışık, darmadağın saçları ve pejmürde giysileriyle getirilmişti Akıl Hastanesine. Etrafına ilgisizdi. Gözleri bir noktaya dikili yeryüzünde bir başınaymış gibi, yeni bir yaşamın yaratıcısı edasıyla bir şeyler arıyordu baktığı yerde sanki. Dikkatini dağıtan veya öyle olduğunu zannettiği bir davranış karşısında saldırgan bir tutum alabiliyordu.  Aradan yıllar geçti. devamı


Doğudan Batıya Akan ve Ülkeyi Sarsan Bir Halk

Mezopotamya'nın Kalbi Kemalist Cumhuriyetin temel taşları döşendi, sonra Kürt halkına Cehennemin yolu gösterilmeye başlandı. Faşist bir öze sahip olan tekçi 1924 Anayasasının yaşama geçirilmesiyle Kürtler ve diğer ulusal azınlıklar için tehlike çanları çalmaya başladı. Kemalist rejim içindekini kusarak ülkeyi bir halklar zindanına çevirdi. Bu süreçle katliamlar, kıyımlar, sürgünler ve asimilasyon politikaları başladı. Bu politikaların sonucunda halklar ayrıştırılarak düşmanlaştırıldı, yerinden yurtlarından edilerek yaban diyarlarda göçmenliğe mahkum edild. Egemenler için birliği bozulan halkları ezmek ve yönetmek her zaman kolay olmaktadır. Kürtler, açlıktan ve baskıdan dolayı yüz yıldan beri öz yurtlarından batıya akan bir halktır. Kürt halkı yerinden yurtlarından ayrılarak batıya akarken hiçbir zaman doğuya, güneşe ve özüne sırt çevirmediler. devamı


Kapitalizmin “yeşillendirilmiş” modernizasyonu

Almanya’da 26 Eylül’de yapılacak Federal Parlamento Seçimleri üzerine

“Eğer seçimle bir şeyler değiştirilebilseydi, o zaman seçimler çoktan yasaklanmış olurdu” – bu, Kurt Tucholsky’ye atfedilen, ancak muhtemelen 1970’li yıllarda anonim bir Grafitti sanatçısının duvar yazısı olan tespitin günümüz kapitalizmi açısından pek haksız olduğu söylenemez. Gene de sınıflı toplumlardaki gelişmeleri ve parlamento seçimlerinin burjuvazinin sınıfsal tahakkümü için olan önemini açıklamaya yeterli değil. devamı


Rojava’dan Başur’a Kürtler İçin Kazanma Zamanı

Başur ve Rojava’da Ulusal Birlik, başarı için vazgeçilmez duruma gelmekle kalmadı, Kürtlerin özgürleşmelerinin anahtarı oldular.

Çözümsüzlük etrafında koparılan ve çözüm olarak bölgeye dayatılan, sert, fırtınalı ortamın yavaş yavaş etkisini azalttığını veya biçim değiştirerek farklı bir şiddette esmeye devam ettiğini görmekteyiz. Kürtlerin bu sert fırtınalı ortamdan çıkış için, ne gibi hazırlıkları var ve kesinlikle çözüm odaklı bir planları var mı? sorusu sıklıkça dile getirilmektedir. Kürtlerin bölgenin değişen koşullarına göre bir değil, sonuç alma hedefli birkaç planı veya planları olmalı. devamı


SOSYALİZM TARİHİNİN EN ÇOK TARTIŞILAN DÖNEMİ: SSCB’de Siyasi Tasfiyeler (1937-1939) Yeni Bilgiler, Farklı Bir Bakış

SSCB'de Siyasi TasfiyelerSovyetler Birliği’nde 1937 yılında “Moskova Duruşmaları” ile başlayıp parti içinde ve dışında binlerce kişinin yargılandığı, partiden atılmadan hapse ve idama kadar bir dizi hükümle cezalandırıldığı süreç, o gün olduğu gibi bugün de Dünya Komünist Hareketinin gündeminde merkezi bir öneme sahiptir. devamı


Afganistan Halklarına Selam Olsun!

Afganistan'daki Devrimci KadınlarABD Afganistan’dan çekiliyor gibi yapıyor. Askerlerini çekiyor, silah sistemlerinin bir kısmını Pasifik, Ortadoğu, Balkanlara ve Afrika’ya kaydırıyor ama bir kısmını da bırakıyor. Çünkü uzun zamandır süren gizli görüşmeler ve üstü kapalı resmi açıklamalar sonucunda Taliban’ı vekaleten kendi yerine ikame ediyor. Taliban bir damla kan dökmeden ülkede egemen oldu. devamı


Bu Devran Böyle Dönmez

Klasik bir giriş yaparak başlıklar halinde ülkenin durumunu gözden geçirelim.

İşçi ve emekçiler 1980 askeri faşist devirmesi ve sonrasında oluşturulan neo-liberal sistem sürecinde elde ettikleri kazanımların önemli bir bölümünü yitirdiler. Sosyal haklar hak getire. Asgari ücret hayat pahalılığına yetişemiyor ve açlık ücreti niteliğine dönüştü. Birkaç işte çalışan, güvencesiz çalışmanın gerçek çalışanların sadece yüzde yirmi beşini oluşturan ve onların da oransal olarak sadece yüzde onunun sendikalarda örgütlü olduğu bir son kırk yıl yaşıyoruz. devamı



Tütün: Yöre Halkının Ekmeği…

24 Ocak 1980 tarihinde kapitalizmin bekası için bir dizi ekonomik ve politik kararlar alındı. Bu kararlar tarihe ’24 Ocak Kararları’ olarak geçti. Mevcut koşullarda uygulama olanağı bulamayan bu kararlar için 12 Eylül 1980’de faşist askeri bir darbeyle cunta iş başına getirildi. Ardından 24 Ocak Kararları bir bir uygulanmaya koyuldu. devamı


Sendikal Örgütlenmenin Bazı Sorunları Üzerine

Binsekizyüzlerin son çeyreğinde Engels’in Bebel’e yazdığı mektupta “işçi sınıfı var olduğundan bu yana sendikalar aracılığıyla örgütleniyor. Sendika işçi sınıfının sermayeye karşı gündelik mücadelesini verdiği, kendini eğittiği ve en güçlü gericiliğin bile artık ezemeyeceği, gerçek sınıf örgütü anlayışıyla örgütlenmelidir” demişti. devamı