Birlik ve Dayanışma

Bu iki kelime birlikte ifade edildiği zaman anlamı derinleşiyor. Bizim açımızdan da iki yönlü bir önem arz ediyor. Birincisi; BİRLİK VE DAYANIŞMA işçi sınıfı mücadelesi açısından vaz geçilmez kavramlar. Vaz geçilmezin ötesinde sonuç almaya yönelik adım atma niyetinde olanlar için can alıcı bir kavram kombinasyonu. İkincisi; İşçi sınıfının politik örgütü genellikle sendikal, demokratik ve politik çevrelerde BİRLİK VE DAYANIŞMACILAR  olarak anılır, nitelendirilirler.


Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Sedat TANER Yoldaş: “İşçi Sınıfı Var Oldukça TKP’yi Yok Edemeyeceksiniz!"

Türkiye Komünist PartisiATILIM: Partimizin 98. kuruluş yıl dönümü konusunda mesajınız nedir?

S.TANER Yoldaş: Öncelikle tüm yoldaşlarımızın ve işçi sınıfımızın nezdinde partimizin kuruluşunun 98. yıl dönümünü Merkez Komitemiz adına kutlamak isterim. Partimizin kuruluşu, kuruluş biçimi ve 98 yıldır parti tarihimizin dönüm noktaları aslında partili bakış açısıyla TC’nin tarihinin aynasıdır.



Bedeller Göze Alınmazsa Herşey Havada Kalır

İşçi sınıfı mücadeleleri tarihinde önemli bir teorik ve pratik külliyat birikti. Bu birikimin ortaya çıkardığı deneyimlere rağmen günümüzde de devam eden sorunların çözümü genel hatlarıyla gelip örgütlenmeye dayanıyor. Bugünün ve geleceğin toplumunu inşa edecek olan “örgütlenme” bilinen formların dışında nasıl olmalıdır, bu konu üzerinde duracağım.


Savaş ve Ekonomi

Donald Trump

Savaşlar ekonomik üretime bağımlıdır ve üretim tarzına göre değişim göstermektedir! Dolayısıyla bir bütün olarak kapitalist üretim  tarzı  savaş  olgusunu  şekillendirmektedir!

 

Kapitalizm öncesi toplumlardaki savaşların, ekonomik güçle ilişkisi çok açık görülemiyordu.

 

18. yüzyılın sonlarına  doğru  Avrupa'da başlayıp  ve  Amerika'ya uzanan sanayi devrimi ile üretim güçleri hızla gelişti.


10 Eylül’ün Anlamı, Krizin Kaynağı ve Çıkış Yolu

Burjuvazinin sınıf karşıtı ve düşmanı işçi sınıfıdır. İşçi sınıfının avangart kolu, politik öncüsü ve örgütü Türkiye Komünist Partisi’dir. TKP, Türkiye devrimci güçlerinin dölyatağıdır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde TKP kadar burjuvazinin, düşmanın ilgisini çeken, saldırı tahtasına oturtulan, ideolojik kirliliğe ve politik çürümeye uğratılmaya çalışılan başka bir politik örgüt yoktur.


Halkın Birleşik Gücünü Oluşturmak Mümkündür

Ülkemiz gerçekliği; yaşamını, işgücünü satarak sürdüren çoğunluğun hiç de kendi yaşam koşullarından hoşnut olmadığı, her geçen gün yaşama şartlarının zorlaştığı, buna karşın yönetenlerin bir avuç azınlık lehine bu durumu görmezden gelme üzerine çeşitli cambazlıklarla politikalarını kurguladığı traji-komik durumda… Basın ve televizyonlarından, var olana sessizce katlanmak gerektiği vaaz edilen bu durum kaçınılmaz bir kader mi?


YEREL SEÇİMLER VE OLMASI GEREKEN POLİTİKALARIMIZ

Ülkemizde yoksulluk diz boyu, sömürü alabildiğine vardır, zam zulüm, işkence ve faşizmin tüm yöntemleri uygulanırken zam üstüne zamlar yapılırken halklar “vatan, millet, sakarya” tarzı milliyetçi söylemlerle uyuşturuluyor. Halbuki halklar hemen demokratik tepkisini göstermeliydi.


Kaygan Zeminde Politika ve Yığınların Örgütlenmesi

Ülke kaygan bir zeminde patinaj yaparak yönetilmeye çalışılıyor. Avrasyacı Ergenekoncular ile Amerikancıların yaşadıkları çelişkiler gün be gün su yüzüne çıkıyor. Amerikancılar Rusya ve Çin ile ilişkilerin sıkılaştırılmasına kesin kes karşılar. Sadece ekonomik olarak Türkiye’nin gereksinimlerini karşılayacak bir ithalat ve döviz getirecek ihracat ilişkilerinden yanalar. Siyasi olarak bir duvar çekiyorlar. Avrasyacı Ergenekoncularda ise durum farklı.


100. Yıla Yaklaşırken İki Not

 

Partimi Arıyorum

 

12 Eylül’ün, küreselleşmenin, liki- dasyonun tozu dumanı arasında yitip giden insanlar, bir aralık bulduğunda ya- şama yeniden tutunma uğraşısıyla yollar aradılar. Dağılmışlığın yalnızlığını aşa- cak, kendini yeniden anlamlandıracak yollar... 12 Eylül ve süreçlerini hangi dü- zeyde yaşamış, zurnanın bilmem hangi deliğinde olursa olsunlar köklerini besle- yen özsu bir gün kurumuş yapraklarına can vereceği umudunu yitirmediler.


İşçiler Gelecek..!

Fransa'da İşçilerin Direnişiİşçiler mutlaka gelecek. Ülkenin ve dünyanın üzerine çökmüş bu kara bulutlar mutlaka ama mutlaka bir gün dağılacak. Karamsarlıklar, yılgınlıklar ve zulüm düzeni ortadan kalkacak. Boyunlar bükülmeyecek, tahta kuruları ve bitlerle birlikte yatmak işçilerin kaderi olmayacak ve “milletin anasına..” diyenler ve onların siyasal temsilcileri yeryüzünden silinerek bir daha asla!


3. Havalimanı Direnişi

Üçüncü Havalimanı İnşaatında Direniş

İstanbul’da yapılmakta olan 3. Havalimanı inşaatında çalışan işçiler kötü çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Eylül ve Ekim aylarında bir direniş başlatıldı. Kasım ayında da işçiler talepleri yerine getirilmediği ve yeni iş cinayetleri olduğu için iş bıraktılar.


Mustafa Adnan Akyol İle Söyleşi: “Hem Türküz, Hem Kürdüz, Hem Alevi, Hem Sünni, Hem Sağcı, Hem Solcuyuz… Ama Hepimiz İşçiyiz!

İnşaat İşçileri eski Genel Başkanı Mustafa AkyolÜlke çapında işçi arkadaşlarla yeni bir örgütlenme içinde olan, İnşaat İşçileri Derneği ve İnşaat İşçileri Sendikası eski Genel Başkanı Mustafa Adnan Akyol ile güncel konularda ve yeni örgütlenme çalışmaları üzerine verimli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Politika: Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin tabana henüz yansımadığı iddia ediliyor. Sence öyle mi?

Mustafa A. Akyol: Öyle değil.İleride daha da kötü olabilir ama bugün yansımış durumda. İşçi ve emekçiler arasında özellikle inşaat sektöründe, işten çıkarmalar, ücretlerin geç ödenmesi ve hak gaspları iyice yaygınlaştı. Krizle beraber sektör durağanlaştı. Demir ve çimento fiyatlarının maliyetleri yükseldi. Malzeme alımında zarar ediyorlar ve acısını işçiden çıkarıyorlar. Satışlar durdu. Satışlarda tamamen yabancılara yöneldiler ve ondan da sonuç alamıyorlar.


“Gelin, Hikayenizi Birlikte Değiştirelim...”

Emekçi Kadın

Bir hikayem var, 51 yıl önceye ait... 7 yaşında başladı kuyumcu çıraklığım... İlk okula yazıldığım gün babam beni Kapalı Çarşı’ya götürdü. Yıl 1967 idi. “Ben gelip seni alacağım” dedi ve gitti. İlk okul, orta okul, lise, üniversite hepsi bitti fakat ben hala çarşıdayım. Bu kadar uzun süredir çarşıda çalışan kimse kalmadı. Ben de daha ne kadar çalışırım bilemem ama babamın almaya gelemeyeceği kesin.