Politika'dan

Kütahya, Mardin-Mazıdağı, Eskişehir…Tüm Türkiye, Ses Ver!

Bir ülke düşününüz ki, iki tane değerli öğretmeni KHK gücüyle hukuksuz olarak işten atıldıkları için dört ayı aşkın bir süredir açlık grevindeler, yetmiyor aç kalıp direnmek dışında başka hiç bir suçları olmamalarına rağmen tutuklanıyorlar ve açlık grevlerini bu koşullarda da sürdürüyorlar.


Mücadele Somut ve Gerçekçidir

Çok uzağa gitmeye, zorlanmaya gerek yok. Sadece bir kaç gün gazete ve TV haberlerini toplarsak Türkiye halklarının sayısal olarak çoğunluğunun talepleri ortaya çıkıyor.

İŞ: Yüzde yirmileri aşan işsizlik oranını düşürmek için haftalık çalışma saatini ücretleri düşürmeden 35 saate indirmeliyiz. KHK’lerle haksız yere açığa alınan ve atılanların işe geri alınmasını sağlamalıyız.


Neden HAYIR VE ÖTESİ ?

Hayır ve Ötesi

Gazetemiz, temsilcilerimiz, okuyucularımız ve geniş çevremiz olarak hatırı sayılır bir kesime hitap ediyoruz. Kimimiz HDP/HDK, kimimiz ise HAZİRAN faaliyetlerinde yer alıyoruz. Mahallelerde, semtlerde, sokaklarda, fabrika, atölye ve işyerlerinde ise hep beraberiz. Birlikte meclisler, dernekler, girişimlerde yer alıyoruz. Aynı havayı birlikte soluyor, aynı amaçlar için mücadele ediyoruz. Son tahlilde her birimiz ülkemizin ilk aşamada AKP-MHP-SARAY REJİMİ’nden bir an önce kurtulmasını istiyor.


ONBEŞLER ve Günümüz

Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve 13 yoldaşları Ankara Hükümeti’nin, yani Mustafa Kemal’in daveti üzerine Ankara’ya giderken 28/29 Ocak 1921 gecesi Karadeniz’in derin sularında haince katledildiler. Mustafa Suphi 10 Eylül 1920’de kurulan Türkiye’nin ilk siyasi partisi Türkiye Komünist Partisi TKP’nin Genel Başkanı, Ethem Nejat da Genel Sekreteri idi. Diğer yoldaşların çoğunluğu ise Merkez Komitesi üyeleriydiler.


Neden Özgürlük Seferberliği

Ülke 15 Temmuz’dan beri yeni bir durum ile karşı karşıya. Darbe girişimine karşı gerçekleştirilen AKP-Saray Darbesi süreci derinleşerek sürüyor. CB Erdoğan, “Darbeye karşı halkımız darbe yaptı” dedi, yetmedi “Darbeye darbe yapan ‘tek millet’ olarak tarihe geçtik” diyerek dozu artırdı. Bu ifadeler gerçeğin itirafıdır. Bir süre sonra zamanı gele- cek “Bu darbeyi biz şu şekilde yaptık” mealinde açıklama yapacaktır.


Ekmeği Fırına Verme Becerisi

Gündemi AKP, MHP ve CHP’nin belirlemesini istemiyorsak biz gündemi belirleyecek konuma gelmek durumundayız. Elimizde muazzam olanaklar mevcut. Parlamentoda 6 milyon oy almış bir partinin bileşeniyiz. Biraz zorlasak 10 milyon oy almak işten bile değil. Hayatın her alanında, toplumsal mücadelelerde varız. Dünyanın en büyük gerilla ordusu en azından karşımızda değil.


Nasıl Çıkar Karanlıklar Aydınlığa?

Zor bir soru. Ancak, zor olduğu kadar da kolay bir soru. Kağıt üzerinde yanıtını bilmeyen yok sayılır. Halk kendi sorunlarına sahip çıkacak, o temelde hareketlenecek, örgütlenecek, hareketlenirken ve örgütlenirken bilinçlenmeye başlayacak, devletin şiddeti ve yaptırımları ile karşı karşıya kalacak, bunun etkisinde sınıf bilinci de gelişecek ve devrimin ordusu oluşacak.


1 Mayıs’lar Barometredir…

Bu yıl 1 Mayıs’ı Bursa otomotiv işçilerinin patron işbirlikçisi sarı sendikalara yürüttüğü şanlı direnişin, Suluova’da Yeni Çeltek Maden işçilerinin direnişlerinin, Soma ve Ermenek’te katledilen madenci kardeşlerimizin ailelerinin dinmeyen acılarının etkisi altında karşılıyoruz.

22 Temmuz Suruç, 5 Haziran Diyarbakır, 10 Ekim Ankara Katliamlarında, Kürdistan’da iç savaş koşullarında katledilen kardeşlerimizin acısı ile karşılıyoruz.


Önemli Bir Konu

Türkiye olağanüstü günler yaşıyor. Bu günleri Türkiye halklarına yaşatanlar da bu ülkenin “sahibi” psikolojisi ile davrananlardır. Önce bu olguyu tespit etmemiz gerekir. 7 Haziran seçimlerinden önce “ya diktatörlük kurumsallaşacak ve şiddet artacak, ya da demokratikleşme yönünde bir yol açılacak” tespiti yapmıştık. Bu konuda belirleyici kararı, Türkiye halkları, Türkiye devrimci güçleri veya Kürt özgürlük hareketi vermedi. Bu kararı egemen sınıflar ve onların iktidarı verdi.


Vahşet Nasıl “Terör” Doğuruyor?

Cizre’de ne oldu? Burjuva basınına bakarsınız hiç bir şey olmadı. Batı metropollerinde yaşam normal akışında sürüyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Samsun, Kayseri, Konya, Trabzon gibi kentlerde cafeler, restoranlar, bistrolar, gece kulüpleri tıka basa dolu. TV’lerde burjuvazinin ideolojik aygıtları diziler, evlilik programları ve eğlence programları biçiminde sürüyor. Bu nasıl bir yaman çelişkidir?