Politika'dan

SICAK YAZ

Seçimleri kendi çıkmazlarından dolayı öne çektikleri yetmedi, bir de Haziran ayının üçüncü haftasına aldılar. Yani okullar tatile girdikten bir hafta sonrasına. Umuyorlar ki,  onların ırkçı deyimiyle “beyaz Türkler” tatile çıkarlar ve oy kullanmaktan imtina ederler. Bu BİR.


Neden Özgürlük?

ÖzgürlükDevrimci sınıf mücadelesini yükseltmek için kafa patlatması gerekenler seçim kampanyası planları yapıp aday tartışmaları yürütüyor. Olmadık ittifak hayalleri kuruluyor. Bir yandan “faşizm var veya faşizm kurumsallaştırılıyor, son etap yaşama geçiriliyor” deniyor. Diğer yandan oyları kimin ve nasıl sayacağı belli olmayan, sonuçlarını istedikleri gibi ilan edecekleri, o da olmazsa “seçimi tekrar ederiz” kararını alabildikleri bir ortam yaşanıyor. Bizim pek fazla “solcu”, “devrimci” arkadaşlarımız da bu koşullarda abesle iştigal ediyorlar.


Başka Bir Türkiye Olabillir…

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Komünist Partisi’nin kurucuları ve ilk Genel Başkanı Mustafa Suphi, ilk Genel Sekreteri Ethem Nejat ve on üç Merkez Komitesi üyesi yoldaşımızın, TKP kurulduktan 4 ay 18 gün sonra Karadeniz’in derin sularında Kemalist Ankara Hükümeti tarafından katledilmelerini, 97. yıl dönümünde andık.


Tribünleri Boşaltıp Seyirciyi Sahaya İndirmek…

Türkiye’nin her şeyi alt üst olmuş vaziyette. Ne eğitim ve sağlık sistemi, ne silahlı kuvvetler, ne devlet kurumları, ne parlamento, ne de ekonomi ve politika. Hiç biri işlemiyor. Ancak devlet yöneticilerinin, burjuva siyasetçilerinin ve bürokratların söylemlerine bakarsanız her şey tıkırında yürüyor. Sadece iç ve dış güçler, Türkiye düşmanları etrafımızı sarmışlar ve Türkiye’yi bitirmeye çalışıyorlar. Zannedersiniz ki her şey yolunda…


Bir Yere Kadar…

Güncel olarak her yerde en çok tartışılan konu ülkenin nereye gittiği ile ilgili. Yaşam bir şekilde sürüyor, yoksulluk ve açlık sınırında yaşayan yurttaşlar dahi, tabiri caizse açlıktan ölmüyor ama bu durum ne kadar sürecek sorusu herkesi meşgul ediyor.


Okuyucularımıza Çağrı

Değerli okurlarımız; Gazetemiz bir süre sonra üçüncü yayın yılını tamamlayacak. Bir ihtiyaç üzerine yayınlamaya başladığımızdan bugüne dek inişli çıkışlı, acı ve tatlı süreçler yaşadık. Gazetemizin kurucu sahibi ve ilk sorumlu yazıişleri müdürü Kemal Tayfun Benol arkadaşımızı anmadan geçemeyeceğiz. Bugün yaygın bir dağıtım ağına ulaşan gazetemiz, daha ileri hedeflere yönelmek durumunda.


Kütahya, Mardin-Mazıdağı, Eskişehir…Tüm Türkiye, Ses Ver!

Bir ülke düşününüz ki, iki tane değerli öğretmeni KHK gücüyle hukuksuz olarak işten atıldıkları için dört ayı aşkın bir süredir açlık grevindeler, yetmiyor aç kalıp direnmek dışında başka hiç bir suçları olmamalarına rağmen tutuklanıyorlar ve açlık grevlerini bu koşullarda da sürdürüyorlar.


Mücadele Somut ve Gerçekçidir

Çok uzağa gitmeye, zorlanmaya gerek yok. Sadece bir kaç gün gazete ve TV haberlerini toplarsak Türkiye halklarının sayısal olarak çoğunluğunun talepleri ortaya çıkıyor.

İŞ: Yüzde yirmileri aşan işsizlik oranını düşürmek için haftalık çalışma saatini ücretleri düşürmeden 35 saate indirmeliyiz. KHK’lerle haksız yere açığa alınan ve atılanların işe geri alınmasını sağlamalıyız.


Neden HAYIR VE ÖTESİ ?

Hayır ve Ötesi

Gazetemiz, temsilcilerimiz, okuyucularımız ve geniş çevremiz olarak hatırı sayılır bir kesime hitap ediyoruz. Kimimiz HDP/HDK, kimimiz ise HAZİRAN faaliyetlerinde yer alıyoruz. Mahallelerde, semtlerde, sokaklarda, fabrika, atölye ve işyerlerinde ise hep beraberiz. Birlikte meclisler, dernekler, girişimlerde yer alıyoruz. Aynı havayı birlikte soluyor, aynı amaçlar için mücadele ediyoruz. Son tahlilde her birimiz ülkemizin ilk aşamada AKP-MHP-SARAY REJİMİ’nden bir an önce kurtulmasını istiyor.


ONBEŞLER ve Günümüz

Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve 13 yoldaşları Ankara Hükümeti’nin, yani Mustafa Kemal’in daveti üzerine Ankara’ya giderken 28/29 Ocak 1921 gecesi Karadeniz’in derin sularında haince katledildiler. Mustafa Suphi 10 Eylül 1920’de kurulan Türkiye’nin ilk siyasi partisi Türkiye Komünist Partisi TKP’nin Genel Başkanı, Ethem Nejat da Genel Sekreteri idi. Diğer yoldaşların çoğunluğu ise Merkez Komitesi üyeleriydiler.