Mehmet TOSUN

Demokrasi Ve Karanlıkta Işıyan Ateş Böcekleri

Doksanlı yılların sonlarında Güney Marmara’nın İç Anadolu’ya bitişik yoksul bir beldesine matematik öğretmeni atanmıştı. Ormanları içinde kaybolmuş birçok köyün merkezi durumunda olan bu beldede ki ilköğretim okulunda, taşımalı sistemle öğrenim yapılıyordu. Doğu kökenliydi öğretmen, inançları farklıydı. Zorlu bir yaşam ve öğrenim sürecinden sonra ailesi ve kendinin ilk hayali gerçekleşmişti. Gün geçtikçe köylülerin kuşkulu bakışlarına rağmen öğrenciler sevmişti onu. devamı


Demokrasi Mücadelesinin Kitleselleşme İle İlişkisi

Demokrasinin kazanılması mücadelesi, ülkemizde yaşanan sancılı kesintilere rağmen her dönem gündem oldu.  İşçilerin ve öğrencilerin direnişleri, toprak işgalleri, yaşam koşullarının zorluğu karşısında hayat pahalılığına karşı gösteriler ülkemiz halk hareketliğinin derinliğini gösteriyordu. İnanç, etnik ve kültürel içerikte talepler, katliama uzanan baskılar sonucu yüzyıllar öncesinden bu güne onması bekleyen yaralar olarak günümüze taşındı. devamı


Sandık Döngüsü Ve Demokrasi

Yoksulluk ve çaresizlik

Son günlerde görsel yazılı medyada erken seçim tartışmaları var. Ülke gündeminin asıl konuları üzerinden sistemi sorgulayacak bir sürecin önünü tıkamaya yönelik, siyasetin magazinleştirilmesi bildik bir yöntem. Kabul etmek gerekir ki mevcut düzen partilerinin seçimleri kayıkçı dövüşüne çevirmeleri, konunun ayrıntılarıyla incelenip, tartışılmasını gerektiriyor. devamı


Bir Kır Gezisinden Hasat Söyleşileri

Kıvrımlı, yokuşu bol orman içinden yirmi dakikalık bir yolculuktan sonra, sarı buğday başaklarının hasadı beklediği uzunca bir düzlüğe ulaştılar. Biçerdöverlerin homurtulu sesleri geniş gövdesiyle tarlalara ulaşmaya çalışıyordu. Düşük rakımlı ovalarda işlerini bitirip, biraz daha geç olgunlaşan yayla buğdayının hasat vakti birkaç gün geç bile kalmıştı. Ağustos ayının ortalarında bir yağmur çisentisi çiftçinin karabasanıdır buralarda. Başağa yağmur değmeden kalkmalıdır buğday tarladan… devamı


39 yıl önceden süzülüp gelen bir 12 EYLÜL yaşanmışlığı: “PAYLAŞILAN İZLERDİR GEÇMİŞTEN GELECEĞE”

Paylaşılan İzlerdir Geçmişten GeleceğeEski bir edebiyat dergisinin kapağındaki “görülmüştür” mührü, geçen bunca yılın örtüsüyle yıpranmışlığına rağmen, karanlık örümcek ağları gibi gizleyemiyordu yaşanmışlıkları. Deniz kasabasında manzaralı bir evin gün ortasında, geçmişte kalan uzun yılların anısı, dağınık kitap raflarından inip dizlerimin üzerinde yolculuğa hazırlanırken, sayfalarının birinin köşesine özenle düşülmüş bir not, geçmişe soluk bir çizgi gibi uzanıyordu. Kaynağını hatırlayamadığım bu not, daha işin başında insana ürperten bir sorumluluk yüklüyordu. devamı


Yakın Bir Geziden, AFYON’UN GÖZLERİ

Gece yolculuklarında uyuyamıyorum bir türlü. Başımı koltuğa yaslayıp, gözlerimi kapattığımda düşüncelerim beni hoyratça sıkıştırıyor, bir film şeridi gibi çözüm bekleyen sorunların ortasına bırakıyordu. Yine uyuyamadığım bu gece yolculuğunda düşüncelerimi dikkate almamaya çabaladıysam da yapabileceğim bir şey yoktu. Kafamın içindekilerle uykunun amansız kavgası bedenimin bütün ağırlığını gözkapaklarıma yüklediği bir gece yarısı indim Afyon Garına. devamı


1 MAYIS MÜCADELE, MÜCADELE 1 MAYIS…

1 MAYIS MÜCADELE, MÜCADELE 1 MAYIS…2019 1 Mayıs’ında on yıllardır biriken sorunların hala gündem olması, işçi sınıfının mücadelesinin zorlu, ısrarlı ve uzun soluklu olması gerektiğinin de göstergesi. Yerel seçim sonuçları demokrasi güçlerinin birlikçi tavrının, başarmanın önemli koşulu olduğunu ortaya koydu. devamı


Zifiri Karanlıkta Bir Işık Hüzmesi, Kaybolmayan Umutlar ve Yeni Bir Yıl

Bitmez tükenmez saldırganlıkla doğaya karşı açılan hoyratça bir savaş…

Dağları yerinden oynatan, yeşil doğanın tomurcuklandığı sonsuz devinimin en aydın umutlarının  kapkara bir yağmaya dönüştürüldüğü yerinde, özgürlüğün  masmavi sonsuzluğuna  koşmak varken, gökyüzünün ateş yağdırdığı zamanlar da bile kımıltısız boşa giden uyuşuk  yaşamlar… Şafağın ışığını sinsi tuzaklara bağlanıp fark edemeyenler pırıl pırıl bir dünyayı üreterek,  geleceği  bir elmas ışıltısında aydınlattığının farkında değildi…   devamı


Halkın Birleşik Gücünü Oluşturmak Mümkündür

Ülkemiz gerçekliği; yaşamını, işgücünü satarak sürdüren çoğunluğun hiç de kendi yaşam koşullarından hoşnut olmadığı, her geçen gün yaşama şartlarının zorlaştığı, buna karşın yönetenlerin bir avuç azınlık lehine bu durumu görmezden gelme üzerine çeşitli cambazlıklarla politikalarını kurguladığı traji-komik durumda… Basın ve televizyonlarından, var olana sessizce katlanmak gerektiği vaaz edilen bu durum kaçınılmaz bir kader mi? devamı


2018 Yılında, 12 Eylül1980

12 Eylül 1980'den sonra işkence ve cinayetler

Kurban Bayramı günlerindeyiz. Ekonomik kriz, bebelerin bile gözlerine sokarcasına katledilen hayvanların kanlarıyla örtülmeye çalışılırken, hapishane duvarları sağır… Ben de varım diyebilmenin bile güç olduğu bir zamanda unutuldu mu Onlar!… Memleket bir hapishane nerdeyse. Ve bayram alabildiğine duygusuz, korkunç, eşitsiz ve kör… devamı