Dünyaya Bakış

Körfez’de »Soğuk Savaş«: Güncel Krizin Olası Sonuçları Ve Emperyalist Yaklaşımlar Üzerine

Suudi Arabistan ve Katar arasındaki kriz, Körfez ülkelerinin şimdiye kadar karşı karşıya kaldıkları en ağır ihtilaf olmaya aday. Kriz, hem ardında yatan çetrefilli stratejik, siyasî ve iktisadî çıkar çelişkileri, hem de ABD emperyalizminin bölgedeki önemli iki stratejik ortağı arasında olmasından dolayı özel bir önem taşıyor.


Güç dengelerinde değişim mi? NATO-AB-Türkiye İlişkilerindeki Eğreti Görüngülerin Arka Planına Bir Bakış

Angela MerkelMayıs 2017'de yapılan son NATO ve G7-Zirveleri, ABD Başkanı Trump'a karşı »eski kıtada« büyük bir karşı koyuş görüngüsünü ortaya çıkardı. Burjuva medyası Trump'ı çeşitli sıfatlarla eleştirirken, adını Putin, Erdoğan veya Urban gibi, »despotik yönetici« olarak tanımlanan isimlerle aynı anda sayıyor. Özellikle Trump'un ABD'ne geri döner dönmez, uluslararası iklim antlaşmasından ayrılacağını açıklamasıyla, sadece burjuva medyası değil, Avrupa'daki reformist sol da aynı çentiğe vurmaya başladı. F. Alman şansölyesi Merkel'in zirve görüşmelerinden sonra yaptığı bir açıklamada AB'nin »bağımsız güç politikası« uygulaması gerektiğini vurgulaması, tüm Avrupa'da destek buldu.


2017: "Demokratörlük" Döneminin Başlangıcı mı?

Dünyanın kan denizine döndüğü 2016 yılı bittiğinde, yeni yılda dünyanın değişebileceği umuduna kapılanlar, henüz 2017’nin ilk saatlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen cihatçı katliamla hayal kırıklığına uğradılar. Emperyalist-kapitalist dünya düzeninin vahşi gerçekleri, dünyanın takvim sayfalarının yırtılmasıyla değil, ancak ve ancak ezilen ve sömürülen sınıfların ortak mücadelesiyle değiştirilebileceğini bir kez daha kanlı bir biçimde kanıtladı.


ABD Seçimleri: Trump Ve Emperyalist-Kapitalist Dünya Düzeni

Donald Trump ve Hillary Clinton

Tüm beklentilere rağmen Donald Trump’ın ABD Başkanlık Seçimlerini kazanması dünya çapında şaşkınlık yaratmaya ve kafa karıştırmaya devam ediyor. Yapılan analizlerde öne çıkan »ABD içe yönelecek, Avrupa daha fazla sorumluluk alacak« görüşü, gerek burjuva medyasında, gerekse de sol-muhalif çevrelerde ağırlık kazanıyor.


BREXİT Sonrası AB’nin Geleceği Üzerine

Britanya halkları sağ popülist ve ırkçı söylemlerin zirve yaptığı bir tartışma sürecinden sonra AB üyeliğinden çıkılması lehine oy kullandılar. Burjuva medyası bu sonucu »milliyetçiliğin« bir zaferi olarak eleştirdi. Avrupa’nın reformist solu ise, çoktan neoliberal cephenin parçası olan sosyaldemokrasi ile aynı çizgide, Britanya’nın AB’nden çıkmasının »sosyal Avrupa« mücadelesini zayıflatacağını iddia ediyor.


»15 Temmuz« ve Avrupa

Darbe girişimi ve sonrasına Avrupalı emperyalist güçlerin yaklaşımı

Eylül 2016 itibariyle azalmış olsa da, son aylarda Avrupa’daki burjuva medyası neredeyse her gün Türkiye ile yatıp kalkıyor, manşetlerinde sürekli Türkiye ile ilgili haberler yer alıyor, hatta kimi günler iki veya üç haber aynı anda sayfalarda ve ekranlarda yer buluyor. Görünüşte burjuva medyası AKP rejimini ve bilhassa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef tahtasına oturtuyor.


TERÖR – Emperyalizmin Meşum Egemenlik Aracı

George W. Bush 20 Eylül 2001 tarihinde ABD Kongresinde yaptığı konuşmada, »Teröre karşı savaşımız El Kaide ile başlıyor, ama onunla bitmeyecek. Bu savaş küresel erimi olan her terörist grup bulunana, durdurulana ve yok edilene dek devam edecektir« diyerek, emperyalizmin yeni »büyük anlatısını« ilân ediyordu.


F. Alman Emperyalizminin Afrika Sevdası

F. Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi-CDU’nun genel başkan yardımcısı Armin Laschet, FAZ gazetesine yazdığı bir makalesinde, biraz da hayıflanarak, “Suriye’de Hıristiyanları katleden cihatçı grupları ‘muhalifler’ diyerek destekliyoruz, ama Mali’de aynı cihatçı grupları ‘terörist’ diye kovalıyoruz. Bu saçmalığa bir son vermek lazım” diye yazıyordu.


AB’nin Türkiye Stratejisi

“AB uzun zamandan beri ilk kez ciddi varoluş sorunlarıyla boğuşuyor. Geleneksel olarak kıta Avrupa’sından ziyade, ABD’ne yakın olan Britanya AB üyeliğinden çıkış şantajıyla Federal Almanya karşısındaki pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor.


Rusya’nın Suriye Angajmanının Arka Planı Üzerine (III)

Wladimir Putin ve bir askerYeni Askeri Doktrin

Rusya, 25 Aralık 2014’de Putin’in imzasıyla yeni askeri doktrini yürürlüğe sokmuştu. 2010’da kararlaştırılan eski doktrin Rusya Güvenlik Konseyi tarafından yenilendi, ama yenilenme kararı 2013 Temmuz’unda, yani güncel Ukrayna krizi ve Suriye angajmanından önce alınmıştı.Bu açıdan yeni askeri doktrini, salt güncel krizlere gösterilen bir reaksiyon olarak değil,