Türkiye ve Dünyaya Bakış - 17

Türkiye ve Dünyaya Bakış - 17

Türkiye ve Dünyaya Bakış - 17

NATO ZİRVESİ VE TÜRKİYE

29 Üye Ülke temsilcisi Devlet Başkanı ve Başbakanların katıldığı NATO Zirvesi 12 Temmuz 2018 günü Brüksel’de çalışmalarını tamamladı. Yayınlanan ortak bildiride önemli konular mevcut.

Birincisi Rusya Federasyonu kendileri için bir tehdit olarak nitelendiriliyor. Bu düşünce ortak bildiriye şu cümlelerle yansıyor.

Bildiride Rusya'nın son dönemdeki faaliyetlerinin istikrar ve güvenliği azaltığı söylenirken, İttifak'ın NATO-Rusya Konseyi aracılığıyla Moskova ile diyalog kapılarını açık tuttuğu da belirtildi. Rusya'ya yönelik Galler ve Varşova zirvelerinde alınan kararlar teyit edilirken, Salisbury saldırısı kınanarak, İngiltere'nin, saldırıdan büyük olasılıkla Rusya'nın sorumlu olduğunu değerlendirmesi bağlamında NATO'nun İngiltere'yle dayanışma içinde olduğu aktarıldı.

Bildiride İngiltere’nin NATO içindeki rolüne tekrar vurgu yapılıyor.

Bildiride NATO'nun İran'ın Ortadoğu'daki eylemlerinden kaygı duyduğu belirtilirken, İran'ın füze denemelerini sıklaştırması ve füzelerinin menzilinden endişe duyulduğu dile getirildi. Ayrıca İran'a BM'nin 2231 Sayılı Kararı'yla uyumlu olmayan tüm eylemlerinden kaçınması çağrısında bulunulurken,  İran'ın çeşitli silahlı gruplara yaptığı mali destek de kınandı.

Bu düşüncelerle İran’ın henüz hedeften çıkarılmadığı ve Rusya Federasyonu’ndan uzaklaşmaz ve NATO ittifakına yakınlaşmazsa orta vadede NATO açısından hedef tahtası olmaya devam edeceği anlaşılıyor.

Bildiride 'Suriye'nin önemli bir kısa menzilli füze envanterine sahip olduğu ve bu füzelerin NATO topraklarının ve ortaklarının bir kısmına ulaşabildiği belirtilerek, "Suriye bu füzeleri kendi nüfusuna karşı çokça kullanmıştır. Türkiye'nin, son 4 yılda üç kez Suriye'den fırlatılan füzelerin hedefi olmasından endişe duyuyoruz. Suriye'den kaynaklanan balistik füze tehdidini izlemeye ve değerlendirmeye devam ediyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Bu bölümde yine Rusya Federasyonu için ittifak halinde olduğu için Suriye hedef tahtasına oturtulurken, Suriye’nin sahip olduğu Sovyet yapımı roketler konu edilerek bu bağlamda Türkiye ile ilişkileri tazeleme kurları yapılıyor.

"Güneyden kaynaklanan ve giderek artan güvenlik tehditlerine yanıt vermek için Türkiye'ye uyarlanmış güvence tedbirleri esasen tüm ittifakın güvenliğine katkıda bulunmaktadır ve bu tedbirler bütünüyle uygulanacaktır" değerlendirmesinde bulunulan bildiride, NATO Mukabele Kuvveti'nin gücünün artırıldığı ve Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü'nün (VJTF) kısa sürede hazır olacak durumda olduğu aktarıldı.

Bu cümlede Ortadoğu’nun ABD ve NATO için önemini bir kez daha görebiliyoruz. NATO üyesi ve sadık müttefiki Türkiye’nin bu durumda Rusya Federasyonu ile girdiği girift askeri ve savunma silahları anlaşmalarını nasıl gerçekleştirebilecek, onu zamanla göreceğiz.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, zirvede alınan kararların Kuzey Amerika ve Avrupa´nın birlikte daha güçlü olduğunun bir göstergesi olduğunu söyledi.

Stoltenberg terörizmle mücadele ve ulusal güvenlik kapsamında NATO´nun 29 devlet başkanıyla gerçekleştirilen toplantıda çeşitli kararlar alındığını belirtirtti. Stoltenberg şöyle konuştu:

"NATO´da daha önce birçok tartışma gerçekleştirdik ve birçok fikir ayrılığına tanık olduk fakat asıl önemli olan söz konusu fikir ayrılıklarının üstesinden gelebilmemizdir. Bugün aldığımız kararlar bu ittifakı daha da ileriye taşıyor. Fikir ayrılıklarımız bizi daha da güçlendiriyor çünkü günün sonunda Kuzey Amerika ve Avrupa birlikte daha güvende''.

"NATO hem Kuzey Amerika hem de Avrupa için güven sağlıyor, bu yüzden bugün NATO´nun savunmasını güçlendirecek kararlar aldık. Terörizmle olan mücadeleyi arttıracak ve güvenlik yükünü eşit bir şekilde paylaşacağız”

Bu cümleden açıkça da anlaşılacağı gibi NATO’nun görevi ABD, İngiltere ve başta F.Almanya olmak üzere AB emperyalistlerini koruma görevidir. Pekiyi, o zaman insanın aklına şu soru geliyor. Böyle bir devletler grubu neden korunma ihtiyacı hissetsin. Yanıtı açık; Birincisi emperyalist yani sömürgeci ve saldırgan niteliğinden, İkincisi; kendisi dışında tüm devletleri yok edilmesi gereken düşman devletler olarak görmesinden. Bu durumda Türkiye’nin NATO’da işi ne olabilir sorusu doğru bir soru olmaz mı?