Kültür ve Anma

Rüzgar

1990’larda Sosyalist Sistemin dağılmasıyla dünyada Neo-Liberal düşünce rüzgarı estirildi. Bu rüzgar toplumları etkilediği gibi sanat dünyasını ve tek tek bireyleri de etkisine alarak insanları köklerinden koparmaya çalıştı. Çoğu kez de başarılı oldu. Ancak pusulasını doğru tutan ve diyalektik bakışında sarsılmayan, temel çelişki Emek- Sermaye çelişkisinden ödün vermeyen komünistler, estirilen bu rüzgardan etkilenmediler, etkilenmeyeceklerdir.


Rüzgarın Hatıraları

Rüzgârın Hatıraları filmi, II. Dünya Savaşı yıllarında, çevirmen ve ressam olan Aram’ın siyasi nedenlerle hayatını kurtarmak için İstanbul’dan kaçışını konu alıyor. Karadeniz’de Sovyet-Gürcistan sınırındaki bir orman köyünde sıkışıp kalan Aram için bu kaçış, çocukluğuna dair kayıp bir zamanın izlerini aramaya dönüşüyor. Dönemin siyasi ve kültürel atmosferi içinde, aşk, zaman, ölüm, sürgünlük, yurt, sınırlar, özgürlük ve yüzleşme temaları, belleğin geri dönüşü olmayan karanlık koridorlarına açılan kapılar olarak beliriyor Rüzgârın Hatıraları’nda. Hatırlamak değiştiriyor her şeyi.


2 Görüş 1 Yorum

Özcan Alper’in “Rüzgarın Hatıraları” filmi sözün tam anlamıyla komünistler arasında rüzgar yaptı. Sanatsal yanına diyecek yok da diyemiyoruz. Çünkü, ‘sanat’ da sınıflar üstü ve politika dışı bir olgu değildir. Yani iki olguyu biribirinden ayıramıyoruz. Filmin baş rolündeki Aram karakterini Aram Pehlivanyan yoldaş ile özdeşleştirmek bizce de hem doğru olmamış, hem de ‘acaba neden?’ sorusunun kafamıza takılmasına neden oldu.