Politik Gündem

»Yeni Devlet« Değil, Restorasyon ve Süreklilik

Avrupa’daki örnekler ışığında »Yeni Türkiye« tartışmalarına bir müdahale

»Türkleri, oradaki farklı toplumsal sınıflar arasındaki ilişkiler farklı ırklar arasındakiler gibi karmakarışık olduklarından, Türkiye’deki egemen sınıf olarak tanımlayabilmemiz çok zor. Türk, duruma ve yere göre işçi, köylü, kesnekçi, ticaret adamı, feodalizmin en aşağı ve en barbar devrindeki bir feodal toprak sahibi, sivil memur veya asker olabilir; ama hangi sosyal konumda olursa olsun, o, ayrıcalıklı dine ve ulusa aittir – sadece o silah taşıma hakkına sahiptir ve en yüksek mevkide olan bir Hıristiyan, en alt sınıftan bir Müslüman ile karşılaştığında ona yol vermek zorundadır. Bosna ve Hersek’te halk kitleleri Rajah, yani Hıristiyan kalırlarken, Slav aristokratları İslam’ı kabul ettiler. Demek ki bu vilayette, aynı Müslüman Boşnak’ın Türk asıllı Müslüman din kardeşiyle eşit basamakta olması gibi, egemen inanç ve egemen sınıf özdeştir.«


19-25 Aralık 1978 ve 19 Aralık 2000: Faşizmin Kanlı Provaları

Maraş katliamı 1978 - Cizre katliamı 2015Geçmişimizin en karanlık iki katliamının tarih sayfalarına kayıt geçildiği aydır Aralık… Bunlardan ilki, devrimci harekete yeni katılmış biri olarak benim de uzaktan da olsa tanıklık ettiğim Kahramanmaraş katliamıdır. Türkiye’de sınıf hareketi ve devrimci potansiyelin yükseldiği bir dönemde, CIA bağlantılı, kontrgerilla organizasyonu devreye girerek “gidişatın yönünü” değiştirme kararı aldı.


Gündem Üzerine

Marx, “Bir kediyi köşeye sıkıştırırsanız o da son çare olarak sizi tırmalayacaktır. Devrimci şiddet tercih değil doğanın ve diyalektiğin yasaları gereği zorunluluktur” diyor.

Peki egemenler en çok ne zaman ve hangi durumlarda güç gösterisi yapar?

İşte basit dille anlatmaya çalışırsak; şöyle bir sonuç çıkıyor ortaya...


Bu Kâbusa Nasıl Son Vereceğiz?

Türkiye halkları ve işçi sınıfı, çok kötü ve zorlu günlerden geçmektedir. Bir ateş çemberinin içinde yaşamaktadır. Ekonomik, sosyal ve politik koşullar her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Halkın ezici çoğunluğu açlıkla ve yoksullukla boğuşmakta ve can derdine düşmüş bulunmaktadır. İşçilerin, köylülerin, emekçilerin, ezilenlerin, gençliğin ve kadınların bu kötü koşulları aşması için tek bir çıkış yolu vardır.


Ses Ver... Deng Bıde...

Bir devlet geleneğinin, kendisini imparatorluk olarak tarifleyişinde de burjuvazi çıkarlarına uygun yeni cumhuriyet rejimi ile kurtuluşu tarifleyişinde de kıyım ve katliamlarla, bu coğrafya kana bulanmıştır. Burjuvazi zafer naraları atarken; işçi sınıfı, emekçiler, yoksullar, köylüler ve halkların tüm yaşam umutları, dirençleri, dilleri, mücadeleleri, canları, ağır baskılarla, işkencelerle, katliamlarla, zorla, savaşla, şiddetle bastırılmaya devam edilmiştir.


Empati Kurmak

Ne Cizre’de ölenler, ne Suruç’ta, ne de Ankara Garı’nda hükümet olma adına, iktidar olma adına katledilen 102 kişinin katli unutulmadı ve asla da unutulmayacaktır.


Kıbrıs Halkının İlerici Partisi, AKEL Merkez Komitesi'nin Açıklaması

AKEL MK Basın Sözcüsü Yorgos LukaidisKıbrıs Halkının İlerici Partisi, AKEL Merkez Komitesi Basın Sözcüsü Yorgos Lukaidis tarafından 30.11.2015 tarihinde yapılan açıklama: Türkiye Kıbrıs sorununun çözümü için elle tutulur katkıda bulunmalı ve yükümlülüklerini yerine getirmelidir

Bölgemizde yaşananların gölgesinde ve mülteci krizinin ağırlığı altında dün AB-Türkiye Zirvesi gerçekleştirildi.


Yine ve Yeniden HDK

Halkların Demokratik Kongresi, oluşumundan bugüne, kuruluş amacı ve programı gereği, Türkiye’ de yaşayan halkların, inançların eşit ve demokratik bir düzende ortaklaşa bir yaşamı kurmak için mücadele sürdürüyor.


“Duydunuz değil mi Aziz Güler’in adını?”

Levent Üzümcü“...Ersin Umut Güler’in bir türlü taşıyamadığı cenaze... Geçmişin Suriye’sinde öldürüldü. Hepimizin deli gibi korktuğu IŞİD’e karşı savaşırken. Düşünsenize M.Ö. 2500 yıl toplamda 5000 yıl önce yazılmış bir oyunun konusunu yaşıyoruz bugün; Antigone. Erkek kardeşinin cesedini gömmeye çalışırken Kreon’un ‘hayır onu gömemezsin’ dediği hikaye... Kim bilir insanlar bunu ne zaman uydurdu da, bu ne zaman yazıldı 5000 bin yıl önce... 2015 Türkiyesi’nde yaşıyoruz aynısını.”

‘Bir arpa boyu yol kat edemedik’


Bir Dosttan Mektup Var...

Sevgili Dostlar,

10 Ekim benim doğum günümdü, kanla yıkandık... Ne bulunduğum ülkede idim ne de Ankara’da, ıssız bir yerde sadece telefon konuşmaları yapabildim, internetin olduğu yerde Ankara’da eylemde olan yeğenimi arayabildim.

Londraya döndüğümde başladım birikenleri okumaya. Göz bebeğimiz, dostlarımız, yoldaşlarımız ölmüş, okudum, öğrendim.