Nurani ERSOY

Yargılamak ve Sorgulamak Üzerine

Son zamanlarda şovenizm, milliyetçilik (kimileri ulusalcılık diyor) ve faşizm üzerine sosyal medyada paylaşımlar, şikayetler ve yazılar(bazı yazılar dolu dolu) okuyorum. Bunlardan biri, daha önce benim de paylaştığım Rıza Tüzmen’in, “Hem solcu hem ulusalcı olunmaz.” dediği yazı. Bir diğeri, genç bir arkadaşımızın (T. Kulaçoğlu) “Ya arkadaş, anlamıyorum; faşistler gerzek olduğu için mi faşist oluyor, yoksa faşist olduğu için mi gerzek oluyor?” sorusu.



Düğme­ - İlik Meselesi

Türkiye ve Dünya gündemi öyle yoğun öyle değişken ki son günlerde gündemin peşinden koşanlar, büyük olasılıkla bu gidişattan bıkacak ve “Ne haliniz varsa görün; artık peşinizden koşmayacak, bundan sonra gündemi biz yaratacağız” diyecektir, umarım.


Daima İleri

Faustian pact’ (Faustvari anlaşma) kavramı, ünlü Alman yazar Goethe’nin ‘FAUST’ adlı yapıtından esinlenerek üretilmiş sosyolojik bir söylemdir. Bu yapıtta, başkahraman Faust, dünyevi istek ve arzuları uğruna ‘şeytan’la pazarlıkta ruhunu şeytana satar. Dolayısıyla bu pazarlığa ‘Faust pazarlığı’ da denmiştir. İşte bu Faust pazarlığı, son dönemde Türkiye’nin dış ilişkilerinde ve içte de ‘Saray’la ilişkilerde yaşanmaktadır.


İronik – Absürt Acılar Yaşıyoruz

Yakalanma tutanağını imzalarsa Ankara’nın göbeğinde, oldukça güvenli (!) bir yer olan Kızılay’da serbest bırakılacak. Ama o inatçı zat, polisin tüm ısrarlarına, bağırmalarına, küfürlerine rağmen imzalamıyor. Neden imzalamazsın be kardeşim, serbest bırakılacaksın işte ! Ama imzalamıyor, daha doğrusu imzalayamıyor çünkü tutanakta şöyle yazıyor: Kişi, tüm uyarılara rağmen dağılmadığı için …


Siz Yendiniz Ama… Biz Kazanacağız

"Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve kötülük yapanlara ses çıkarmayanlar yüzünden." diyor Albert Einstein. Bu yıl ülkemiz tam da bunu yaşadı. Ülkenin dörtte biri yangın yeri; tank, top, tüfek, bomba... Savaş Kürdistan'daki birçok kentte bütün sıcaklığı, acımasızlığı, yıkıcılığı ve yok ediciliği ile devam ederken toplumun yarısının bu savaştan haberi bile yok. Bizim de zaten sözümüz onlara değil.


Kürt Öğrencilerin Ateşle İmtihanı

Cizre’ deki, Silopi’ deki, Nusaybin’ deki, Yüksekova’ daki on bine yakın öğrenci başka illerdeki okullarda sınava girmek zorunda kaldı.13 Mart Pazar günü merkezi sınavlardan birincisi, Yükseköğretime Geçiş sınavı (YGS) (Bahçeli'nin YPG'si değil) yapıldı. Bu sınava iki milyonun üzerinde öğrenci girdi.Her öğrenci, bu sınava kendi il sınırları içindeki bir okulda girme hakkına sahipken, "devlet" in


“Tanrılar” Çıldırmış Olmalı..!

Gazetemizin 15.04.2015 tarihli sayısındaki yazımın girişimde, “Tarih boyunca çok farklı uygarlıklara yurt olmuş bu kadim Anadolu coğrafyasında, her topluluk ve uygarlığı bir ‘Tanrıkral’ yönetegelmiştir.” demiştim ya, işte son “Tanrıkral” da şu zamanda bizi -sözüm ona- yönetiyor.


Aleviler, Kürtler ve Sınıf Mücadelesi

Avrupa’da kapitalist üretim ilişkilerinin hakim olduğu günden bugüne gerek inançlar gerekse etnik yapılar kendilerini ifade edebilme yollarını ve araçlarını aramaya başlamış; özellikle burjuvazinin ilerici olduğu dönemde inançlar “laiklik”, etnik yapılar da ulus devlet sayesinde kendilerini var edebilmişlerdir.


40. Yılında İGD’li Olmak

“İlerici Yurtsever Gençlik” gazetesi ile 1975’in -sanırım- Kasım ayında buluşmuştum. Henüz toy ve genç bir lise 2 öğrencisi iken, derginin iki sayısını abim İhsani (Ümraniye Lisesi son sınıf öğrencisiydi), soğuk bir akşam karanlığında Fikirtepe’deki evimize getirmişti. Bu gazeteleri ona da sınıf arkadaşı Ali Haydar Çınar vermiş. Ben, o akşam ve bütün bir hafta, bu iki gazetedeki tüm yazıları heyecanla ve merakla okuyor, gururlanıyordum.