Nurani ERSOY

Yığın İlişkileri ve Yerel Meclisler

Adına “meclis, forum, Sovyet ya da şura” diyelim, yerellerde yığınlarla güven verici ve kalıcı ilişkiler kurmak, insanları, yaşadıkları sorunlardan hareketle örgütlü mücadeleye taşımak, alanlara çıkarmak; yerel sorunlar çerçevesinde bir araya getirilen bu insanları toplumsal, siyasal sorunlar konusunda bilince-süreç içinde- taşımak, tek tek siyasi örgütler aracılığıyla değil, “meclis”ler aracılığıyla mümkündür. Bunu, son on yılda yaşayarak gördük.


HDK Kongresi ve Yine Meclisler Üzerine

HDK Kongresi 17 Aralık 2017

Halkların Demokratik Kongresi, 17 Aralık Pazar günü Ankara’da yapıldı. Kongre, son dönemdeki tüm sindirme, baskı ve yasaklara rağmen geniş bir katılım ve coşkuyla gerçekleşti. Asıl göze çarpan ve önemli olan ise yeni yüzlerin kongreye katılmaları ve bilinen söylemlerin dışında, konuşmaların eleştirel ve öz eleştirel bir nitelik taşımasıydı.


GARDİYANA AŞIK OLAN MAHKUM ÖZGÜRLÜĞÜ SEV(E)MEZ

Bir Alevi evinin işaretlenmiş kapısıBu yazıya başlarken kafamda “Celladına Tapmak” başlığı vardı. Fakat yazının konusu Aleviler olunca bu sözün çok acımasız olduğunu düşündüğümden, bir duvar yazısı olan yukarıdaki başlığı kullanmayı uygun gördüm. Çünkü amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Hem de insan sevgisini inançlarının zirvesine oturtan bir felsefi anlayışın o bal akan üzümlerini – eşitleyerek- pay ederek yemek tüm derdimiz.


Yargılamak Ve Sorgulamak Üzerine (2)

Gazetemizin 45. Sayısında Türkiye solunda milliyetçi etkileri ve buna bağlı olarak bireylerin, örgütlerin çıkmazlarını gerekçeleriyle açıklamaya çalışmıştım. Bu yazımda da sorgulama yoksunluğu değil ama yetersizliğinden bahisle gerçekten kendini Marksist – Leninist olarak ifade eden birey ve örgütlerin, özellikle bazı yoldaşlarımızın ‘Ulusal sorun’la ilgili çıkmazlarını, çelişkilerini gerekçelendirerek irdelemeye çalışacağım.


Yargılamak ve Sorgulamak Üzerine

Son zamanlarda şovenizm, milliyetçilik (kimileri ulusalcılık diyor) ve faşizm üzerine sosyal medyada paylaşımlar, şikayetler ve yazılar(bazı yazılar dolu dolu) okuyorum. Bunlardan biri, daha önce benim de paylaştığım Rıza Tüzmen’in, “Hem solcu hem ulusalcı olunmaz.” dediği yazı. Bir diğeri, genç bir arkadaşımızın (T. Kulaçoğlu) “Ya arkadaş, anlamıyorum; faşistler gerzek olduğu için mi faşist oluyor, yoksa faşist olduğu için mi gerzek oluyor?” sorusu.



Düğme­ - İlik Meselesi

Türkiye ve Dünya gündemi öyle yoğun öyle değişken ki son günlerde gündemin peşinden koşanlar, büyük olasılıkla bu gidişattan bıkacak ve “Ne haliniz varsa görün; artık peşinizden koşmayacak, bundan sonra gündemi biz yaratacağız” diyecektir, umarım.


Daima İleri

Faustian pact’ (Faustvari anlaşma) kavramı, ünlü Alman yazar Goethe’nin ‘FAUST’ adlı yapıtından esinlenerek üretilmiş sosyolojik bir söylemdir. Bu yapıtta, başkahraman Faust, dünyevi istek ve arzuları uğruna ‘şeytan’la pazarlıkta ruhunu şeytana satar. Dolayısıyla bu pazarlığa ‘Faust pazarlığı’ da denmiştir. İşte bu Faust pazarlığı, son dönemde Türkiye’nin dış ilişkilerinde ve içte de ‘Saray’la ilişkilerde yaşanmaktadır.


İronik – Absürt Acılar Yaşıyoruz

Yakalanma tutanağını imzalarsa Ankara’nın göbeğinde, oldukça güvenli (!) bir yer olan Kızılay’da serbest bırakılacak. Ama o inatçı zat, polisin tüm ısrarlarına, bağırmalarına, küfürlerine rağmen imzalamıyor. Neden imzalamazsın be kardeşim, serbest bırakılacaksın işte ! Ama imzalamıyor, daha doğrusu imzalayamıyor çünkü tutanakta şöyle yazıyor: Kişi, tüm uyarılara rağmen dağılmadığı için …


Siz Yendiniz Ama… Biz Kazanacağız

"Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve kötülük yapanlara ses çıkarmayanlar yüzünden." diyor Albert Einstein. Bu yıl ülkemiz tam da bunu yaşadı. Ülkenin dörtte biri yangın yeri; tank, top, tüfek, bomba... Savaş Kürdistan'daki birçok kentte bütün sıcaklığı, acımasızlığı, yıkıcılığı ve yok ediciliği ile devam ederken toplumun yarısının bu savaştan haberi bile yok. Bizim de zaten sözümüz onlara değil.